(1086 S. K. m. 7)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 142 ada 43 parsel sayılı 372 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Belediye Tüzel Kişiliği, aynı ada 34 ve 35 parsel sayılı, 19 ve 20 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar aynı nedenle T, aynı ada 41 parsel sayılı 43 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz gene aynı nedenle T ve M adına tespit edilmiştir. İtirazı Komisyonca reddedilen R 43 sayılı parsel hakkında tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. H'in Asliye Hukuk Mahkemesinde 43 sayılı parselle ilgili olarak ortak sınıra tecavüzden dolayı Belediye aleyhine, 34, 36 ve 41 sayılı parsellerle ilgili olarak, T aleyhine açtığı elatmanın önlenmesi ve kal' davaları görevsizlikle Kadastro Mahkemesine devredilmiş; R tarafından açılan dava ile birleştirilerek yapılan yargılama sonunda 142 ada 43 sayılı parselin yüzölçümünün 588 metrekare olarak düzeltilmesine, krokide (B) harfi ile gösterilen 60 metrekarelik bölümün R adına tesciline, 44 metrekarelik bölümü yol olduğundan R'nin bu bölüme yönelik davası ile H'in 43 sayılı parselle ilgili davasının görev yönünden, 34,35 ve 41 sayılı parsellerle ilgili davasının husumetten reddine karar verilmiş, hüküm, davacı H tarafından temyiz edilmiştir.
1) Çekişmeli 34, 34 ve 41 sayılı parsellerin kadastro tespitleri 2613 sayılı Kanun uyarınca yapılmış ve askı ilan süresi içerisinde dava açılmadığından tutanaklar kesinleşmiştir. Kesinleşen tutanaklara ilişkin davalara bakmak görevi genel mahkemelere aittir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 7. maddesi gereğince mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, hakimin bu hususu re'sen dikkate alması gerekir. Görevsiz mahkemede husumet değerlendirilmesi yapılmayacağı gibi, davanın husumet yönünden reddedilmesine karar verilmesi de doğru değildir. Hal böyle olunca, dava konusu 142 ada 34, 35 ve 41 sayılı parseller yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
2) Çekişmeli 142 ada 43 sayılı parsel hakkında yasal süresinde dava açılmıştır. Hüseyin tarafından 142 ada 43 sayılı parsel hakkında Asliye Hukuk Mahkemesine dava açılmış ve bu dava kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Dava tarihinde çekişmeli parsel dava konusu olup, tutanak kesinleşmediğine göre, anılan kişi tarafından açılan dava görülmekte olan davaya müdahale niteliğindedir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26/D maddesi gereğince Kadastro Mahkemelerine dava açıldıktan sonra tespitten önceki haklara dayanılarak asli müdahil olarak katılanların davalarını çözmek görevi kadastro mahkemelerine aittir. Bu nedenle müdahil H'in iddiasına ilişkin tüm deliller toplanarak uyuşmazlığın esastan çözümlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetli değildir. Kabule göre de; 142 ada 43 sayılı parselin ifrazına karar verildiği halde bütün bölümleri hakkında hüküm kurulmaması da doğru değildir.
Temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 3.2.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy