(3402 S. K. m. 30) (743 S. K. m. 932)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan, dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği Görüşüldü:
Kadastro sırasında 478 ada 4 parsel sayılı 36720 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle S. Yolaçan ve V. Çolak adlarına tesbit edilmiş olup komisyon incelemesi sırasında taşınmaza uygulanan tapu kaydının garben mütegayyip eşhas olduğu belirlenerek, tapu miktarı olan 13785 metrekarelik kısmın tesbit malikleri adına, miktar fazlası olan kısmın doğu cihetinden ifraz edilerek ayrı parsel numarası altında Maliye Hazinesi adına tesbit ve tescile karar verilmiş, iki aylık askı ilan süresinde tesbite itiraz edilmediğinden tesbitin kesinleştiği belirtilmiştir. Davacılar vekili müvekkillerinin anneleri ve murisleri Medihanın ketmi verese edildiğine dayanarak Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali, tescil davası açmış olup Hazine vekili komisyonca tapu miktar fazlasının Hazine adına tesciline karar verildiği halde tapu kaydının revizyonlarında kayıt malikleri adlarına tapu kütüğüne 36.720 metrekare olarak tamamının işlendiğine dayanarak davaya katılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili ile müdahil Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince dava konusu taşınmaza ilişkin olarak önceden genel mahkemeye dava açıldığı ve mülkiyet uyuşmazlığının ortaya çıktığı Yüksek 5. Hukuk Dairesinin bozma kararından sonra kadastroca anılan taşınmazın tahdit ve tesbitinin yapıldığı dosya içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır denilerek kadastro tesbitinin kesinleşmemesi nedeniyle mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli Kadastro Mahkemesine devrine karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kadastro Mahkemesince davacı ve müdahilin davalarının reddine, çekişmeli 478 ada 4 nolu parselin ifrazen oluşan ve en son almış olduğu 302 nolu parselin hisseleri nispetinde Kamil çocukları M. E. Alaybeyoğlu, S. Ç. Alaybeyoğlu ve M. Alaybeyoğlu adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı M. Emin mirasçıları tereke mümessili L. Karadeniz vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Emin kızı Mediha mirasçıları tarafından Emin oğlu Kamber aleyhine açılmış bulunan tapu iptali ve tescil davasına konu olan taşınmazın kadastro sırasında 478 ada 4 parsel olarak tahdit olunduğu açıktır. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava olması nedeniyle kadastro komisyonu tarafından malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbiti yapılması gerekirken malik hanesinin kadastroca doldurulmuş olması hukukça sonuç doğurmaz. Davaya konu 4 numaralı parselin Hazine tarafından iskanen Mustafa oğlu Emine temlik olunduğu ve Şubat 1930 tarih 114 numaralı tapu kaydının oluşturulduğu, tapu kaydının bir bütün olarak 478 ada 4 sayılı parseli kapsadığı dosya içeriği ile sabit olduğu gibi, taraflar arasında da bu konuda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapu Komisyonu kararı ile aynı sınırlar gösterilmek suretiyle taşınmazın yarısı için nısıf tarla deyimi kullanılarak Resul oğlu Vehip adına Mayıs 1936 tarih 89 numaralı tapu kaydının oluşturulduğu saptanmıştır. Nısıf tarla deyimi bir bütünden bölünen ve ayrı olarak kullanılan kısım anlamına gelir. Kullanım durumu itibariyle tapu kaydı maliki Vehip adına kayıtlı bulunan nısıf tarlanın 4 numaralı parselden ifrazen bölünen 301 sayılı parsel olduğu ve halen 301 sayılı parselin de ifrazı suretiyle 309 ila 334 sayılı parsellerin oluşturulduğu belirlenmiştir. Kullanım ve bölünme durumu itibariyle sözü edilen parsellerin dava ile ilgisi olmadığı anlaşılmaktadır.
Kadastro ile oluşan 478 ada 4 sayılı parselin Asliye Hukuk Mahkemesinde dava devam ederken 301 ve 302 sayılı parseller olarak ifraz olunduğu belirlenmiştir. Bu durumda davanın 302 sayılı parselle ilgili olduğunun kabulü zorunludur.
Diğer nısıf tarla tapusunun maliki bulunan Mustafa oğlu Eminin 1934 yılında vefat ettiği, mirasını karısı Kamile ile oğlu Kamber ve kendisinden önce ölen kızı Medihadan olma torunlarına bıraktığı, Kamilenin de 1935 yılında vefat ederek, mirasının çocuklarına kaldığı saptanmıştır. Maraş Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.05.1938 tarih 202 nolu veraset belgesi ile Mustafa oğlu Eminin tek mirasçısı olarak Kamberin olduğu belirtilerek hüküm kurulmuş ve bu karar uyarınca tapu kaydı Kamber adına intikal ettirilmiştir. Diğer mirasçılar ketmi verese edilmeleri nedeniyle Kamber aleyhine hasımlı olarak verasetin iptali davası açmışlar, Maraş Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.04.1941 tarih 339 esas, 167 karar sayılı ilamı ile önceki veraset belgesinin iptal edilerek Mustafa oğlu Emin mirasçıları doğru olarak belirlenmiştir. Mustafa oğlu Eminin ketmedilen mirasçıları 18.06.1943 tarihinde yolsuz tescil nedeniyle Kamber aleyhine tapu iptali davası açmış ve bu dava devam ederken 1969 yılında taşınmazın bulunduğu bölgeye kadastro girmiş ve tutanak düzenlenmiştir.
Taşınmaz hakkında kadastro ile tutanak düzenlendiğine ve o tarihte Asliye Hukuk Mahkemesinde dava bulunduğuna göre taşınmazın hukuki durumunun Kadastro Hakimi tarafından saptanması gerekmektedir. Kamber tarafından Mustafa oğlu Eminin diğer mirasçıları ketmedilerek veraset ilamı alındığı ve gerçek durumu yansıtmayan veraset ilamı ile tapuda intikal yaptırıldığı ve tescilin yolsuz olduğu açıktır. Yolsuz tescile karşı ketmedilen mirasçılar tarafından 1943 yılında dava açıldığı ve kadastronun yapıldığı 1969 yılında da bu davanın derdest bulunduğu belirgindir. Kamber tarafından yolsuz tescil yapıldıktan sonra taşınmazın O. Yolaçana satıldığı ve Onun tarafından aynı ay içinde karısı Safiyeye bağışlandığı anlaşılmaktadır. Medeni Kanunun 932. maddesi gereğince yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişiler iyi niyet iddiasında bulunamazlar. 1943 yılından beri sürmekte olan bir davanın tapunun aleniyeti ilkesi de nazara alındığında küçük bir çevrede bilinmemesi mümkün değildir. Asliye Hukuk davası devam ederken malik belirlenmesi de temelden yoksun olan bir işlemdir. Bu nedenle gerek kadastrodan önce ve gerekse kadastrodan sonra satın alan kişilerin iyi niyetli olarak kabulü mümkün değildir. Hal böyle olunca, 478 ada 302 sayılı parselin mirasçılardan Kanber payı hariç olmak üzere Mustafa oğlu Emin mirasçıları adlarına payları oranında, dava paya yönelik olması nedeniyle mirasçılardan Kambere ait payın da satın alan kayıt malikleri adlarına tescile karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.05.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy