(3402 S. K. m. 25, 26) (1086 S. K. m. 7, 27) (743 S. K. m. 645)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 226 ada 11, 327 ada 2, 3, 4, 5 parsel sayılı muhtelif yüzölçümlerdeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan hisse iptali ve tescil davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesi'ne aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesi'nde çekişmeli parseller tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve davalılar üzerinde bulunan vasiyetname gereği adlarına intikal ettirilen hisselerinin davacının mahfuz hissesi oranında iptali ile davacı adına tespit ve tesciline karar verilmiş, hüküm, davalılar A. S. ve G. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan dava görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesi'ne aktarılmış ve bu nedenle tutanakların malikhaneleri açık bırakılmıştır. Davacı, annesi tarafından yapılan ölüme bağlı tasarrufun geçersiz olduğunu belirterek dava açmış bulunmaktadır. Davada öncelikle ölüme bağlı tasarrufun geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla, ölüme bağlı tasarrufa ilişkin olarak verilecek olumlu veya olumsuz karar gayrimenkullerin aynı ile ilgili olarak sonuç doğuracaktır. Ölüme bağlı tasarrufların iptaline ilişkin davalar yenilik doğurucu davalardır. 3402 sayııl Kadastro Kanunu'nun 25. maddesi gereğince yenilik doğurucu haklarla ilgili davalara bakmak Kadastro Mahkemelerinin görevi dışındadır. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, hakimin görev hususunu re'sen dikkate alması gerekir. Bu nedenle Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmesi isabetsiz olduğu gibi, dava konusu taşınmazların doğrudan aynını ilgilendirmemesi nedeniyle kadastro sırasında tutanakların malikhanelerin açık bırakılması da isabetli bulunmamaktadır. Tespit tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmekte olan dava kadastroyu ilgilendirmediğinden tespitin Kadastro Müdürlüğü'nce olağan usule göre tamamlanması zorunludur. Hal böyle olunca, dava yönünden mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, olağan usule göre tutanakların malikhanelerinin belirlenmesi ve diğer kadastro işlemlerinin yürütülmesi için tutanak ve eklerinin Kadastro Müdürlüğü'ne gönderilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, 6.5.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy