(3402 S. K. m. 14, 46) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında temyize konu 164 ada 3 parsel sayılı 11041.92 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz her ne kadar Hazine adına tapuda kayıtlı ise de; Toprak Tevzi Komisyonunda Ahmet U. adına tahsis yapıldığı ve bu kişi lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 46. maddelerindeki şartların oluştuğu gerekçesiyle Ahmet U. adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde tapu kaydına, davacı Ömer U., harici satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı Hazinenin davasının kabulüne, davacı Ömer U.'un davasının reddine ve çekişmeli parselin davacı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Ömer U. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kesin hükümden söz edilebilmesi için davanın tarafları, konusu ve sebebinin aynı olması gerekir. Önceki kesinleşen hüküm Hazine tarafından yapılan dağıtımın iptaline ilişkindir. Bu davada ise müdahil davacı ve davacılar Hazine tapusunun oluşturulduğu tarihten önceki zilyetliğe dayanmaktadırlar. Her iki davada taraf ve konu birliği mevcut olduğu halde sebep birliği bulunmadığından Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 237. maddesi gereğince kesin hükmün varlığından söz edilemez. Hal böyle olunca; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1 ve 14. maddelerinde öngörülen iktisap şartlarının müdahil davacı yararına oluşup oluşmadığı araştırılarak, tutanak bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenerek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy