(3402 S. K. m. 30) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydın dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 1236, 1237, 1250 parsel sayılı 3553, 571 ve 4781 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Ayşe, Elif, Tülay adına ayrı ayrı tespit edilmiş, Hazine'nin itirazı üzerine Kadastro Mahkemesi'nce Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı Hatice, yasal süresi içinde tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 237. maddesi gereğince kesin hükümden söz edilebilmesi için davanın taraflarının, konusunun ve isnat olunan sebebin aynı olması gerekir. Kesinleşen dava ile bu davanın tarafları ve konusu aynı olduğu halde sebepleri farklıdır. Önceki davada zilyetliğe, bu davada ise tapu kaydına dayanılmıştır. Dava sebebi farklı olduğundan kesin hükmün şartları oluşmamıştır. Bu nedenle davalı Hazinenin kesin hükme yönelik itirazı yerinde değildir. Ancak mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Davacı tarafın dayandığı Sefer 1278 tarih D. 11, V 104 nolu tapu kaydının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulmamış, revizyon görmüş ise ilgili parsellere ait tutanak örnekleri getirtilmemiştir. Bölgeye ilişkin en eski tarihli askeri harita getirtilmemiş, tapu kaydında gösterilen "gedik" ve "cebel"in yerleri kesin olarak saptanmamıştır. Ekilemeyen arazinin cebel olarak kabulü hayatın olağan akışı ve bilinen gerçeklere aykırıdır. Zira cebel "dağ" anlamındadır. Arz üzerindeki küçük yükseltilere tepe, çok büyük yükseltilere dağ denilir. Öte yandan tapu kaydında gedik olarak gösterilen sınırın arz üzerinde açık ve kesin şekilde saptanması gerekir. Mahkemece dava konusu parselleri çevreleyen komşu parsellere ait tutanak suretleri ile dayanakları tapu ve vergi kayıtları tesis ve tedavülleri getirtilmemiş, mahalline uygulanmak suretiyle bilirkişi ve tanık sözleri ile denetlenmemiştir. Kadastro sırasında taşınmazın bulunduğu mevki Teksarnıç olarak belirtildiği halde, mahkemece mevkiin Güllüova olarak kabulünün gerekçeleri de açıklanmamıştır. Yerel bilirkişinin, kadastro tespiti sırasında tutanak bilirkişisinin kesinleşen 1237 parsele ilişkin davada yerel bilirkişi olarak görev yaptığı ve görüş açıkladığı saptanmıştır. 3402 sayılı Yasa'nın 30/1. maddesi gereği tutanak bilirkişisi ancak gereken hallerde tanık sıfatı ile dinlenebilir. Olayla ilgili olarak görüş açıklayan kişinin yerel bilirkişi olarak dinlenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Kaldı ki; bilirkişinin sözleri soyut nitelikte olup, hükme dayanak yapılamaz.
Hal böyle olunca; açıklanan deliller toplandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız ve bölgeyi iyi bilen yerel bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılarak davacı tarafın dayandığı tapu kaydı mahalline uygulanmalı, taşınmazın bulunduğu mevki ile sınırları ayrı ayrı bilirkişilere açıklattırılmalı, bilirkişilerce gösterilen sınırlar teknik bilirkişiye krokide işaretlendirilmeli, tapu kaydında dağ olarak gösterilen yerin rakımı teknik bilirkişi tarafından saptanarak münhaleli krokide belirtilmeli ve taşınmaza uzaklığı açıklattırılmalı, tapu kaydında gedik olarak gösterilen sınırın fotoğrafı çektirilmeli ve teknik bilirkişiye gediğin özellikleri açıklattırılmalı, tapu kaydında gösterilen Kadir tarlasının kimden kime kaldığı resmi kayıtlarla saptanmalı, yerel bilirkişiler tarafından açıklanamayan mevki ve sınırlar konusunda taraflara tanıkla kanıtlama olanağı sağlanmalı, tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenmeli, beyanlar arasındaki aykırılığın yüzleştirilerek giderilmesine çalışılmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 7.6.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy