(3402 S. K. m. 30/2)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 101 ada 100 (69852.01 metrekare), 101 (28355.87 metrekare), 102 (423.79 metrekare) nolu parseller İbrahim ve Yusuf adına kayıtlı 23.9.1947 tarih 10 nolu tapu kaydı ve İbrahimin 26.5.1972 tarihli senetle payını Salihe satışı nedeniyle, 103 (4990.60 metrekare ve 104 (120.430.17 metrekare) nolu parseller İbrahim ve Yusuf adlarına kayıtlı 12.1.1948 tarih 6 nolu tapu kaydı ve İbrahimin senetle payını Salihe satışı nedeniyle 1/2 payı Ali oğlu Salih, 1/2 payı da Yusuf varisleri adlarına tespit edilmiştir. Salih taşınmazların İbrahim ve Yusuf arasında haricen taksim edildiği, taksim sonucu İbrahim payına düşen 102, 103 ve 104 nolu parselleri 26.5.1972 günlü senetle satın ve teslim aldığını, anılan parsellerin müstakilen adına tescili gerektiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Hüsnü ve müşterekleri ise, nizalı parsellere murisleri Yusufun 12.11.1940 tarihli senetle Salihden satın aldığı 70 dönüm tarlanın da dahil olması (her ne kadar sadece tapu kayıtları revizyon görmüş ise de) nedeniyle 100, 101, 103 ve 104 nolu parsellerin 1/3 payının Salih üzerinde bırakılması, geri kalan 2/3 payın Yusuf varisleri adına tescili istemiyle dava açmışlardır. Havana ve arkadaşları ise, harici taksim sonucu Yusufa düşen 101 nolu parselin Yusuf varisleri arasındaki taksim ile de Ali varislerine düştüğü iddiasıyla 101 nolu parselin Ali varisleri adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; 103 ve 104 nolu parsellerin taksimen İbrahime düştüğü ve 26.5.1972 günlü senetle Salihe satıldığı, 102 nolu parselin satışa dahil olmayıp taksimen Yusufa düştüğü, diğer 100 ve 101 nolu parsellerin de taksimen Yusufa düştüğü, (Dudunun katılmamış olması nedeniyle) Yusuf varisleri arasında taksimin kanıtlanamadığı, ancak; Hüsnü ve müştereklerinin talepleri ile bağlı kalınması mecburiyeti nedeniyle 100 ve 101 nolu parsellerin de 1/3 payının Salih, 2/3 payının Yusuf varisleri adına tescili gerektiği, 102 nolu parselin ise Salih dışında diğer varislerce dava edilmediği gerekçeleriyle; 103 ve 104 nolu parsellerin davacı Salih adına tesciline, 102 nolu parsel hakkında Salihin davasının reddiyle tespit gibi tesciline, 100 ve 101 nolu parsellerin 1/3 payının Salih, 2/3 payının Yusuf varisleri adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan Havana ve arkadaşları ile Hüsnü ve müşterekleri ve davalı Fatma ve müşterekleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Çekişmeli parsellerin öncesinin İbrahim ve Yusufa ait olduğu ve tapu kaydı kapsamında kaldığı tartışmasızdır. Tapu kaydı malikleri arasında taşınmazların paylaşıldığı, 103 ve 104 sayılı parsellerin kayıt maliki İbrahime, 100, 101 ve 102 numaralı parsellerin Yusufa düştüğü dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Paydaş İbrahimin paylaşım sonucu kendisine isabet eden taşınmazları Ali oğlu Salihe sattığı toplanan delillerle sabittir. Açıklanan ve mahkeme kararında gösterilen diğer gerekçelere göre dava konusu 101 ada 103 ve 104 sayılı parsellerin tamamının Salih adına tesciline karar verilmesi isabetli bulunmaktadır. Bu nedenle yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle dava konusu 101 ada 103 ve 104 sayılı parsellere ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Dava konusu 101 ada 100, 101 ve 102 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Çekişmeli parsellerin paylaşım sonucu tarafların ortak miras bırakanları Yusufa düştüğü dosya içeriği ile sabittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık,
Yusufa düşen taşınmazların ölümü ile mirasçılar arasında paylaşılıp paylaşılmadığı ve oğlu Aliye isabet edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Ortak miras bırakan Yusufun 1966 yılında öldüğü, ölümünden sonra oğulları arasında bir paylaşım yapılmış ise de bu paylaşıma kızı Dudunun katılmadığı anlaşılmaktadır. Mirasçıların tümü paylaşım sözleşmesine katılmadıkça veya usulen vekille temsil edilmedikçe yapılan sözleşmenin geçerli bir sözleşme olarak kabulü mümkün değildir. Hal böyle olunca, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30/2. maddesi gereğince dava konusu 101 ada 100, 101 ve 102 sayılı parsellere ilişkin tespitlerin iptali ile payları oranında ve iştirak halinde mülkiyet şeklinde Durali oğlu Yusuf mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için takdir olunan 97.500.000 TL. vekalet ücretinin davalılardan alınarak, duruşmada kendisini vekille temsil ettiren davacı Fatma ve müştereklerine verilmesine, 20.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy