(3402 S. K. m. 11, 30) (1086 S. K. m. 53, 74)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 103 ada 14, 105 ada 29, 36 parsel sayılı 32900, 5200 ve 20728 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim, harici satış, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle dava dışı M.E. ve taraflar adına müştereken tespit edilmiştir. Davacı İ.Ç., yasal süresi içinde taksim yapıldığı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında 120 ada 30 parsele yanlış dava açtıklarını, bunun 102 ada 30 parsel olduğunu bildirmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin davacı İ.Ç. adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı R.Ç. tarafından temyiz edilmiştir.
1- Kadastro Hakimi itirazlı parsellere ilişkin olarak sicil oluşturmakla yükümlüdür. Davacı vekili, davaya konu bir kısım parsellerden feragat etmiş ve bu beyanı usulen belgelendirilmiştir. Bu durumda feragat edilen parseller yönünden davanın reddine ve tespit gibi pay oranları ve açık kimlikleri gösterilmek suretiyle adlarına tesciline karar verilmesi gerekirken hüküm fıkrasında davanın kabul edildiği belirtildiği halde, davanın reddine karar verilmesi ve parsellerle ilgili olarak sicil oluşturulmaması isabetsizdir.
2- Davacı dava dilekçesinde dava konusu parselin numarasını doğru olarak belirtmek ve davasını tespit maliklerine yöneltmek zorundadır. Davacı tarafından 120 ada 30 sayılı parselle ilgili dava açılmış, yargılama sırasında ada numarasının yanlış gösterildiği belirtilmiş, tespit maliki olan kişiye de dava yöneltilmemiştir. Bu durumda, davaya konu olmadığı anlaşılan 120 ada 30 sayılı parselle ilgili olarak davanın açılmamış sayılmasına, tutanak ve eklerinin Tapu Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemesi isabetsizdir.
3- Davacı tarafından 102 ada 30 parselle ilgili olarak dava açılmadığından tutanak kesinleşmiş ve parsel tapuya tescil edilmiştir. Kesinleşen parsellerle ilgili davaları çözümlemek görevi Genel Mahkemelere aittir. Kadastro davası açılırken numaranın yanlış gösterilmiş olması tutanağın kesinleşmesine etkili değildir. Bu nedenle 102 ada 30 sayılı parsel yönünden mahkemenin görevsizliğine, tutanak ve eklerinin Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması isabetsiz bulunmaktadır.
4- Dava konusu 103 ada 14 sayılı parselin kadastro sırasında davalı R.Ç.ve dava dışı M.E.adına tespit edildiği anlaşılmaktadır. M.E.in usulen davaya katılması sağlanmaksızın aleyhine hüküm oluşturulması isabetsiz olduğu gibi davacı tarafından taşınmazın 10 dönümlük bölümünün M'e satıldığı bildirildiği halde talepten fazlaya karar verilmesi de yasaya aykırıdır.
5- Dava konusu 105 ada 29 ve 36 sayılı parsellerle ilgili olarak yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Tutanağa aykırı sonuca varıldığı halde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/1.maddesi gereğince tutanak bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenmemiş, beyanlar arasındaki aykırılığın nedenleri üzerinde durulmamıştır.
Eksik inceleme ile hüküm kurulması da isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA oybirliği ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy