(3402 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz edenlerden Hazine vekili Avukat Armağan Örücü ile duruşma isteyen Muzaffer Türkoğlu vs. vekili Avukat Ekrem Bilgin ve Mehmet Türkoğlu vekili Avukat Bekir Atak geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği Görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; 16. Hukuk Dairesi'nin 31.3.1998 gün 1998/677-1360 sayılı bozma ilamı doğrultusunda araştırma, inceleme ve uygulama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı Nimet Doğan, Ali Doğan, Remiha Yılmaz, Yücel Türkoğlu varisleri ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak hüküm kurulmuş ise de, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bu nedenle, bozmadan sonra yapılan araştırma, inceleme ve uygulama dahi hükme yeterli değildir.
Mahkemece Kandohor Çiftliği ile Alagöz Köylülerine ait taşınmazlar arasındaki ortak sınır doğru olarak belirlenmiştir. Bu nedenle, ortak sınırla ilgili temyiz itirazları yerinde değildir.
1-) Dava konusu taşınmazların bulunduğu Alagöz Köyünde 4753 sayılı Kanun uyarınca Toprak Tevzi Komisyonları tarafından çalışma yapıldığı anlaşılmaktadır. Davanın özü de, yapılan çalışmaların ve düzenlenen belirtmeliklerin sağlıklı olup olmadığına ilişkindir. Mahkemece toprak tevzi haritaları getirildiği halde, nizalı parsellerle ilgili olarak düzenlenen belirtmeliklerin tamamı getirtilmemiş, dava konusu taşınmazların belirtmeliklerde niteliklerinin ne olarak gösterildiği ve öncesinin tarım arazisi olup olmadığı kesin olarak saptanmamıştır. Belirtmeliklerde belirtilen niteliklere aykırı karar verilebilmesi için belirtmeliğin aksinin aynı nitelikteki delillerle kanıtlamak zorunludur. Mahkemece belirtmelikler getirtilmemiş, bilirkişi ve tanıkların önceki keşiflerle de çelişkili soyut nitelikteki sözleri dayanak yapılarak hüküm kurulmuştur. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden Alagöz Köyü ile ilgili tüm belirtmelik ve krokilerinin örneği getirtilmeli, mahallinde yerel ve teknik bilirkişi aracılığı ile uygulanmak suretiyle kapsamları ve taşınmazların nitelikleri belirlenmeli, bilirkişi ve tanık sözlerinin maddi delillere uygun olup olmadığı denetlenmelidir.
2-) Kandohor Çiftliği sahibi olan Aliağa mirasçıları Şubat 929 tarih 42 ila 45 numaralı tapu kayıtlarına dayanmışlardır. Bu tapu kayıtlarının ihdasında krokisinin olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Krokisi olan kayıt kapsamlarının krokiye göre belirlenmesi zorunludur. Mahkemece tapu kayıtlarının oluşumuna ilişkin belgeler ile krokileri getirtilmeli, krokiler uygulanmak suretiyle kayıtların kapsamı saptanmalıdır.
a-) Bozma kararında tapu kayıtlarının revizyonlarının sorulması gereğine işaret edildiği halde, mahkemece kadastro sırasında tapu kayıtlarının revizyon görüp görmediği Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulmamış, revizyon görmüş ise ilgili parsellere ait tutanak örnekleri ve kesinleşmiş ise tapu örnekleri getirtilmemiştir.
b-) Tapu kayıtlarının haritası bulunan kayıt kapsamlarının haritasına göre, haritası olmayanların ise sınırlarına değer verilerek kapsamlarının belirlenmesi zorunludur. Davacıların dayandıkları Şubat 929 tarih 42 numaralı tapu kaydının güney sınırı Çiftlik Çeşmesi, 43 numaralı tapu kaydının güney sınırı harman yeri, 44 numaralı tapunun batı sınırı taşlı iniş, 45 numaralı tapunun doğu sınırı ise kartal kayası okumaktadır. Bu sınırlar nokta sınırlar olup kayıtların sınırlarının sabit olarak kabulü mümkün değildir. Tapu kayıtlarının kapsamlarının haritasına göre belirlenmesi, mümkün olmadığı takdirde miktarlarına göre belirlenmesi gerekir. Kayıt kapsamları belirlenirken dava dışı olan veya daha önce dava ile sonuçlanan kayıtların revizyon gördüğü parsellerin miktarının da dikkate alınması icap eder.
c-) Çiftlik sahibi olan Aliağa mirasçıları ayrıca 1937 tahrir numaralı 1 ila 11 numaralı vergi kayıtlarına dayanmışlardır. Bu vergi kayıtlarının mevki, miktarı ve sınırları üzerinde değişiklik olup olmadığı araştırılmamış, kayıtların kadastro sırasında revizyon görüp görmediği Özel İdare ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulmamış, revizyon görmüş ise, ilgili parsellere ait tutanak örnekleri ve kesinleşmiş ise tapu örnekleri getirtilmemiştir.
Vergi kayıtları gereği gibi uygulanmamış, kayıtların sınırlarının niteliği kesin olarak saptanmamış, sabit sınırlı kayıtların kapsamlarının sınırlarına göre, değişebilir sınırlı kayıtların kapsamlarının ise miktarlarına göre belirlenmesi gerektiği düşünülmemiştir.
d-) Tapu ve vergi kayıtları uygulamaları yapılırken askeri haritada ve toprak tevzi haritasında gösterilen yolların isimlerinin farklılığı üzerinde durulmamıştır. Kayıt kapsamları belirlenirken gerek askeri haritada ve gerekse toprak tevzi haritalarında belirtilen isimli ve isimsiz yolların ve mevkilerin dikkate alınması ve teknik bilirkişiye düzenlettirilecek krokide bu hususların açıklattırılması, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin bu suretle denetlenmesi gerekir.
Kayıt kapsamları belirlenirken değişebilir sınırlı kayıtların başka dava dışı parsellere hükmen veya kayden revizyon görmüş olmaları veya kapsamaları durumunda miktarları hesaplanırken bu parsellerin de dikkate alınması zorunludur.
e-) Davacıların dayandıkları 1937 tarih 1 numaralı vergi kaydının batı sınırı Taşlı İniş, 4 numaralı vergi kaydının batı sınırı Taşlı İniş 5 numaralı vergi kaydının güney sınırı Pınar, 6 numaralı vergi kaydının güney sınırı Çeşme, 7 numaralı vergi kaydının güney sınırı Harman, 8 numaralı vergi kaydının doğu sınırı Sarı Çayır, batı sınırı Pire Pınar, kuzey sınırı Göl, 9 numaralı vergi kaydının batı sınırı Çerçi Köprüsü, kuzey sınırı Kedi Kayası, 11 numaralı vergi kaydının batı sınırı Dinek Tepe okumaktadır. Vergi kayıtlarının sınırları nokta sınır niteliğinde olup bu sınırlı kayıtların değişebilir sınırlı kayıt kabul edildiği halde mahkemece bu vergi kayıtlarının kapsamları belirlenirken miktarlarına itibar edilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Sözü edilen vergi kayıtların kapsamları miktarlarına göre, diğer kayıtların kapsamlarının ise gerçek sınırlarına göre belirlenmesi gerekir.
Vergi kayıtları kapsamları belirlenirken dava dışı olan ve davacılar adına tesbit ve tescil edilen taşınmazların miktarları da dikkate alınmalıdır.
3-) Davacı Alagöz Köylüleri, tapu kayıtları ve 1937 tarih 1 ila 82 tahrir numaralı vergi kayıtlarına dayanmışlardır. Bu kişilerin dayandıkları tapu ve vergi kayıtları yönünden de yukarıdaki maddelerde açıklanan doğrultuda araştırma inceleme ve uygulama yapılmalıdır.
Özellikle,
a-) Kayıt malikleri ile müdahil ve davacılar arasındaki hukuki bağlantı açıklattırılmalı, kayıtların kadastro sırasında revizyon görüp görmediği, Özel İdare, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulmalı, revizyon görmüş ise ilgili parsellere ait tutanak örnekleri getirtilmeli, kayıtların kapsamları sınırların niteliğine göre saptanmalıdır. Ayrıca, Özel İdare kayıtları üzerinde inceleme yapılarak vergi kayıtlarının oluşumundan sonra mevki, miktar ve sınırlarında değişiklik olup olmadığı belirlenmeli, bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır.
b-) Tapu ve vergi kayıtları uygulaması sırasında Toprak Komisyonu tatbikatı nazara alınmalı, sınırların zemindeki konumu ve niteliği konusundaki keşifler arasındaki çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, vergi kayıtlarının tapu kaydı kapsamına dair olup olmadığı üzerinde durulmalı, bu konuda Müslüm Koç'un raporu her bir parsel yönünden ayrı ayrı değerlendirilmeli, zilyetliğin başlangıç tarihinin saptanması yönünden Polatlı'da makinalı ziraata 1948 yılında başlanmış olduğu, 1953'te traktör kullanımının yayılmaya başladığı konusundaki resmi yazıların içeriği bilirkişi ve tanıklardan da sorulmak suretiyle değerlendirilmelidir. Ayrıca 70 nolu parsel hakkında bir hüküm kurulmaması da isabetsiz olup, temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 250.000.000.TL vekalet ücretinin duruşmalı temyiz edenlerden alınarak, kendisini duruşmada vekille temsil ettiren Hazine'ye verilmesine 15.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy