(3402 S. K. m. 13/b, 20, 21)
Taraflar arasında kadastro tezbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Yargıtay bozma ilamında özette; "Davacı tarafın dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü parsellerin Tapu Sicil Müdürlüğünden sorutup tespit edilmesi, bu parsellerin tutanak suretleriyle bunları kenardan çevreleyen tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanak belgeleri getirtilip mahallinde yerel ve uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması, tapu kaydı kapsamı ve sınırların sabit olup olmadığını belirlenmesi, orman ve ziraat mühendisinden taşınmazın niteliği ve şimdiki durumunu belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, raporlar arasındaki aykırılığın giderilmesi, tespit bilirkişilerinin dinlenmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin davacı Ali Rıza adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli parselin değişmez sınırlı tapu kaydında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, Mahkemenin kabulü dosya içeriği ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Tapu sınırında "Karacaöz" olarak gösterilen sınırın mevkii adı olduğu, bildirilmiştir. Bu sınırın sabit sınır olarak kabulü mümkün olmadığı gibi sınırlar tamamen taşınmazı çevrelenmektedir. Bu nedenle tapu kaydının değişmez sınırlı olarak kabulü doğru değildir. Değişebilir sınırlı tapu kaydının kapsamının miktarına değer verilerek belirlenmesi ve kayıt kapsamları belirlenirken, sınırı itibariyle kayıt kapsamı içinde kalsa bile, fiilen hak sahibi tarafından kullanılan bölümlerin kişiler adına tescili gerekir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmaksızın taşınmazın 8.3.2002 tarihli krokide b harfi ile gösterilen çalılık ve orman ağaçları ile kaplı kesimin de kişiler adına tescili doğru değildir. Bu nedenle, öncelikle sabit sınırlarla bağlantı kurularak ve, kaydın miktarına değer verilerek kapsamı belirlenmeli, bu taşınmazın kayıt kapsamı içinde kalıp kalmadığı kesin olarak saptanmalı, kayıt kapsamı belirlenirken kaydın revizyon gördüğü dava dışı parseller de dikkate alınmalıdır. Öte yandan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26/D maddesi uyarınca kadastro hakimi tespitten önceki haklara dayanarak asli müdahil olarak davaya katılanların iddialarına ilişkin uyuşmazlıkları da çözümlemekle yükümlüdür. Müdahiller zilyetlik iddiasına dayanarak davaya katılmışlardır. Davacının dayandığı tapu kaydı tedavül görmemiştir. Bu durumda müdahillerin iddialarına ilişkin deliller toplanmalı, 3402 sayılı Yasanın 13/b-c maddelerinde gösterilen hükümlerin müdahiller lehine gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeli ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 26.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Ykd Mart 2003
Full & Egal Universal Law Academy