(3402 S. K. m. 19)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı,inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 106 ada 100 ve 101 parsel sayılı 2770,94 ve 7979,44 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Salih Ş. ve Salih Y. arasında ihtilaflı olup her ikisi lehine de zilyetlikle iktisap şartları oluşmadığından davalı Hazine adına tesbit edilmiş, taşınmazlar üzerindeki ağaçların Salih Ş.ye ait olup bu şahsın zilyetliğinde bulunduğu beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacılardan Salih Ş, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış, Salih Y. de kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak hem mülkiyet iddiasında bulunmuş hem de taşınmazların üzerinde Salih Ş. lehine bulunan şerhlerin iptal edilmesi istemiyle dava açmıştır. Davacılardan Orman İdaresi de çekişmeli taşınmazlardan 100 parsel hakkında kesinleşmiş mahkeme ilamlarına dayanarak taşınmazın orman olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacıların ayrı ayrı açmış oldukları davaların reddine, çekişmeli taşınmazların tesbit gibi davalı Hazine adına tesciline, taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesat ve zilyetlik şerhlerinin iptaline karar verilmiş; hüküm, tüm davacılar tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillere göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak taşınmazlar üzerinde kadastro tespitinden önce oluşturulan muhdesat bulunduğu dosya kapsamı ile sabit olduğu halde, mahkemece muhdesat hususunda hüküm kurulmamıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19/2.maddesi uyarınca, taşınmazlar üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise; bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın veya kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği hükme bağlanmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece muhdesat yönünden araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurulması gerekirken, bu hususun kararda tartışılmaması ve bu yönden hüküm kurulmaması isabetli bulunmamaktadır. Temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 29.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy