(3402 S. K. m. 13, 15) (743 S. K. m. 611, 612, 613)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 153 ada 4 parsel sayılı 1205.90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı, irsen intikal, taksim, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Salih adına tespit edilmiştir. Davacı Sabire, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazın davalının satış bayii ile müşterek murisleri olan babalarından kaldığını ve paylaşılmadığını iddia ederek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli parselin öncesinin davacı ile davalının bayünin miras bırakanı İbrahim'den kaldığı tartışmasızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık miras bırakanın terekesinin paylaşılıp paylaşılmadığına ilişkindir. Davalı taraf paylaşıma dayandığına göre paylaşımın varlığını, tarihini, çekişmeli parselin paylaşıma konu olduğunu ve bayiine düştüğünü kanıtlamakla yükümlüdür. Paylaşımla ilgili olarak paylaşım belgesi başlığını taşıyan 6.8.1994 tarihli belge dosyaya konulmuş ise de; çekişmeli parselin paylaşım belgesine konu olup olmadığı konusunda taraflardan bilgi alınmamış ve mahallinde uygulama yapılarak değerlendirilmemiştir. Dava konusu parsel paylaşım belgesinde paylaşıma konu olmamış ise, davalı paylaşım dışı bırakılan taşınmazın sonradan paylaşıma konu olduğunu kanıtlamak durumundadır. Mirascılar arasında zamanaşımı ile iktisap koşulları yürümez. Miras bırakanın 1978 yılında öldüğü tespit tutanağında belirtilmiştir. Bu durumda davalının tespit tarihine kadar 25 yıllık zilyetliğinden söz edilemez. Davalı mirascı Ali'nin damadı olduğu belirtildiğine göre bağımsız zilyetlikten de söz edilmez. Öte yandan aynı parselden bölünen taşınmaza ait davaların birlikte görülmesi gerekirken ayrı ayrı görülmesi de doğru değildir. Hal böyle olunca; davalıya açıklanan şekilde paylaşımı kanıtlama olanağı verilmeli, bildirdiği ve bildireceği deliller toplanarak, birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy