(4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan, dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Yargıtay duruşması için gerekli tebligat giderlerinin ödenmemesi nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında temyize konu 103 ada 44 ve 111 ada 347 parsel sayılı 22.072, 17278.55 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar vergi kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Sedat A. adına tespit edilmiştir. Davacılardan Nuriye Ç. vs. yasal süresi içinde çekişmeli 44 parselin müşterek kök muris Durmuş A.dan kalıp taksim edilmediğine, Ünsal M. vs de, çekişmeli 347 parselin dava dışı 346 parsel ile birlikte davalı Yaşar ve murisleri Durkadın M.ye ait iken rızaen paylaştıklarını, ancak adlarına tespit gören 346 parselin miktarının az olduğunu ileri sürerek bu eksikliğe dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların dosyada bulunan veraset ilamına göre kök muris Durmuş A. mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Sedat A. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli parsellerin öncesinin 1936 yılında vefat ettiği anlaşılan ortak miras bırakan Durmuş A'dan kaldığı tartışmasızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, miras bırakanın terekesinin paylaşılıp paylaşılmadığı konusundadır. Tespit tutanağının edinme sebebi sütununda miras bırakanın terekesinin paylaşıldığı ayrıntılı bir şekilde belirtilmiştir. Yerel bilirkişi ve davalı tanıkları da paylaşıma duyduklarını belirterek tespit tutanağını doğrulamışlardır. Kadastro tespit tarihine kadar mirasçılar arasında uyuşmazlık çıkmaması ve mirasçıların değişik parsellere zilyet bulunmaları da paylaşımın karinesini oluşturmaktadır. Hal böyle olunca; miras bırakanın terekesinin paylaşıldığı sabit olduğundan paylaşımda payların eşit olması zorunluluğu bulunmadığından davanın reddine ve tespit gibi tescile karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.01.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy