(3402 S.K. m. 19, 30)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu gereği görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; Taşınmazlara revizyon gören vergi kayıtlarında taşınmazın maliki olarak Altıntaş Köyü Köy Sandığı Altıntaş Köyü Köprü Vakfı olarak gösterildiği, bu sözlerin ne anlama geldiğinin kaydın oluştuğu tarihteki belgeler getirtilip incelenmek suretiyle ortaya konulmadığı, Altıntaş Köyü Köprü Vakfı adı altında kurulmuş bir vakfın bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı vakfın 1984-86 yıllarında kiraya vererek kira aldığı, diğer yıllarda ise köy tüzel kişiliği tarafından kiraya verilip gelirinin köy sandığına verildiği bilirkişi ve tanıklarca beyan edildiği halde bu çelişki üzerinde durulmadığı, her iki taşınmazda vergide kayıtlı olduğuna göre kayıtların oluştuğu tarihten itibaren Emlak Kanunu çıkıncaya kadar vergilerinin Köy Tüzel Kişiliği tarafından mı yoksa Vakıflar İdaresi tarafından mı ödenip ödenmediği, Emlak Kanununa göre verginin kimin tarafından ödendiği hususlarının araştırılmadığı gibi, davalı Hazine tescil davasında yasal hasım olduğundan yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiği halde Hazine aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmesinin isabetsiz bulunduğuna değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişme konusu 229 ada 5 ve 232 ada 1 parsellerin Altıntaş Köyü Tüzel Kişiliği ve Vakıflar Genel Müdürlüğü adına müştereken 1/2 hisse oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Vakıflar İdaresi ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların 333 ve 334 tahrir numaralı vergi kayıtları kapsamında kaldığı ve taşınmazın mülkiyetinin de Vakıflar İdaresi ile Köye ait bulunduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğuna göre, bozmada işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozmaya uyulmakla, taraflar yararına usulü müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerini yerine getirilmesi zaruridir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında vergi kayıtlarının oluşturulmasından sonra ve Emlak Kanunu çıkana kadar vergilerin kimin tarafından ödendiğinin araştırılmasına işaret edildiği halde Mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmamıştır.
Yukarıda gayrimenkullere uyduğu işaret olunan vergi kayıtlarının malikanesinde Vakıflar İdaresi ve Köy sandığı yazılı bulunmaktadır. Kaydın ihdas tarihindeki belgeler getirtilerek taşınmazların ne sebeple köy sandığı ve Köy Vakfı adına kaydedildiğinin belirlenmesi gerekirken bu husus da yerine getirilmemiştir.
Bozma ilamından sonra Vakıflar İdaresi tarafından gönderilen 583 nolu defterin 67. sahife ve 51. sırasında kayıtlı vakfiyede köprüden bahsedildiği halde bu Vakfiyenin mahalline uygulanıp taşınmazlarla ilgili olup olmadığının araştırılması gerekirken bu gerek de yerine getirilmemiştir.
Dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere, Vakıflar İdaresi tarafından Sulh Hukuk Mahkemesine açılan tescil davası taşınmazların bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarının başlaması ve taşınmazlarla ilgili tutanakların tanzim edilmiş olması nedeniyle dava Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Taşınmazların öncesinin davalı olması nedeniyle tutanakların malik hanesi açık bırakılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesi gereğince bu durumda gerçek malikin kim olduğunun mahkemece re'sen araştırılması gerekir. 2 numaralı parselin 1945 yılından bu yana İsmail B. ve mirasçıları tarafından kullanıldığı belirlendiğine göre adı geçenler yararına mülk edinme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması yasa gereğidir. Bu şahıslar yararına iktisap şartlarının oluşmaması halinde bunlara ait olduğu mahkemece belirlenen taşınmazlar üzerindeki muhtesatın anılan Yasanın 19. maddesi gereğince sahipleri adına kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi zorunludur.
Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetli değildir. Doğru sonuca varılabilmesi için; daha önce celp edilen 333 ve 334 numaralı vergi kayıtları ile ilgili tahrir ve hesap defterleri üzerinde ve bu kayıtlarla ilgili tüm belgelerde araştırma yapılarak taşınmazların ne sebeple köy sandığı ve Köprü Vakfı adına düzenlendiği araştırılmalı, mahallinde yapılacak keşifle Vakıflar idaresi tarafından dosyaya koydurulan 583 numaralı defterin 67.sahife 51. sırasında kayıtlı Vakfiye mahalline uygulanıp bu taşınmazlarla ilgili olup olmadığı saptanmalı, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, Vakıf arazi olup olmadığı, vakıf arazi ise türünün ne olduğu etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, taşınmazın niteliğinin belirlenmesinden sonra 1945 yılında köyün İsmail B.ye yaptığı satışa ve bu şahıs ile mirasçıları tarafından taşınmaz üzerinde gerçekleştirilen zilyetliğe değer verilip verilemeyeceği araştırılıp tartışılmalı, vergi kayıtlarının ihdasından itibaren vergilerin kimin tarafından ödendiği ilgili Daireden sorulup saptanmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma yapılmaması isabetsiz olduğu gibi taşınmaz üzerinde mevcut muhtesat yönünden de bir karar verilmemesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy