(3402 S. K. m. 14, 20/B)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında dava konusu taşınmazlar hasımsız tescil ilamıyla oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilmeyerek Kasım 1941 tarih 27 nolu tapu kaydı nedeniyle T.C. Z Bankası adına tespit edilmiştir. Davacı Rıfat ve müşterekleri, Nisan 323 tarih 308, 309 nolu tapu kayıtlarına, Şıhmüslüm ve müşterekleri 15.2.1969 tarih 35-37 nolu tapu kayıtlarına, E Bankası Genel Müdürlüğü de 15.2.1069 tarih 35-37 nolu kayıtlar üzerindeki 19.11.1985 tarihli ipotek kaydına dayanarak dava açmışlardır.
Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Zeki ve arkadaşları ile E Bankası Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı T.C.Z Bankası'nın dayandığı tapu kaydının öncesinin bir kısım davacıların miras bırakanı Emin oğlu Ali Bey adına Nisan 1323 Tarih 308 ve 309 numaralı tapularla kayıtlı iken Aralık 1929 tarih ve 1 numaralı tapu kaydıyla tefevvüzen Z Bankası N Sandığı adına intikal gördüğü, borcun ödenmemesi nedeniyle 5 Ağustos 1325 tarih ve 125 sayılı Tahsili Emval Kanunu uyarınca açık artırma suretiyle satışa çıkarıldığı anılan Kanun'un 15. maddesi uyarınca taşınmazı T.C.Z Bankası'nın satın aldığı ve Banka adına Kasım 1941 tarih 27 numaralı tapu kaydının oluşturulduğu anlaşılmıştır. Davacılar Bankaya olan borç ödenerek taşınmazı iktisap ettiklerini bildirmiş iseler de bu savunmalarını kanıtlayan hiçbir belge ibraz edememişlerdir. Banka kayıtlarında borcun gözükmemesinin nedeni taşınmazı Bankanın ihale suretiyle satın almış olması ve borcun bu nedenle tasfiyesinden kaynaklanmış olduğu sonucuna varılmaktadır. Banka taşınmazı ihale ile satın aldıktan sonra davacıların Bankadan taşınmazı satın almaları halinde kaydın onların adına intikal etmesi gerekirdi.
Ayni haklar tapu kütüğüne tescille doğar ve terkinle sona erer. Tapu kütüğünde Banka malik olarak gözüktüğüne göre davacıların bu yöne ilişkin savunmaları yasal dayanaktan yoksun kalmıştır. Açıklanan nedenlerle davacıların sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
Mahkemece davalı Z Bankası'nın dayandığı tapu kaydının sabit sınırlı olduğu ve çekişmeli parsellerin tümünü kapsadığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; mahkemenin kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Davalı Bankanın dayandığı Kasım 1941 tarih 27 numaralı tapu kaydının sınırları "Akmazra ve Ada Kışlası ve Karaburç ve Üçgöl Kariyesi" şeklinde olup kaydın miktarı ise eski mikyas itibariyle 150 dönüm yeni mikyas itibarıyla ise 137.850 metrekaredir. Tapu kaydının sınırları nokta şeklinde olup bir bütün olarak çekişmeli parselleri kapsamamaktadır. Bu tür sınırların değişebilir nitelikte sınır olduğunun kabulü zorunludur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/B maddesi gereğince değişebilir sınırlı tapu kayıtların kapsamının miktarına değer verilerek belirlenmesi gerekir.
Mahkemece davalı Bankanın dayanağını oluşturan tapu kaydının kapsamı miktarına değer vermek suretiyle öncelikle belirlenmeli ve teknik bilirkişiye bu husus krokide işaret ettirilmelidir. Tapu kaydı kapsamında kalan bu bölümün davalı Banka adına tescili zorunludur. Banka tapusunun eski tarihli olması nedeniyle bu bölüm üzerine Emlak Bankası yararına ipotek kaydı konulması mümkün bulunmamaktadır.
Taşınmazların geri kalan bölümünün 3.12.1952 tarih 9, 10 ve 11 numaralı tescil tapularıyla tapuya bağlandığı ve 15.2.1969 tarihinde 35, 36 ve 37 numaralı tapulara intikal görerek Şıh Müslüm adına tapuya tescil edildiği ve 19.11.1985 tarihinde ise Emlak Bankası adına ipotek tesis edildiği belirlenmiştir. Bu tapu kaydının nısıf hisse için oluşturulduğu belirtilmiş ise de; diğer nısıf hissenin ayrı olarak kullanıldığı, bu nedenle buradaki nısıf deyiminin bir bütünden bölünen taşınmazları ifade ettiği sonucuna varılmaktadır.
Ayrı kullanım durumu bu hususu açıkça ortaya koymaktadır. Diğer nısıf pay yönünden tapu oluşturulmadığı ve bu payın tapusuz olduğu ise açıktır. Taşınmazı temyiz eden davacılar Rıfat , Zeki , Abdulkadir ve Übeydullah mirasçılarının zilyet oldukları tapu kayıt maliki Emin oğlu Ali Bey l931 yılında vefat ettiği, kadastro tespit tarihine kadar zilyetliklerinin 20 yıldan çok uzun süre devam ettiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince bu kişiler adlarına ayrı ayrı kayıt ve belgesiz olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı, Tapu Sicil, Kadastro, Özel İdare ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden sorulmalı, miktar kısıtlaması dikkate alınarak her bir kişinin azami 100 dönüm miktarında ( Übeydullah mirasçılarının toplamı 100 dönüm ) taşınmaz iktisap edebilecekleri ve toplam zilyetlikle iktisabın 400 dönümü geçmeyeceği dikkate alınmalı, zilyetlikle iktisap edilebilecek taşınmazların durumu teknik bilirkişiye krokide işaret ettirilmeli ve zilyetlik durumu dikkate alınarak hüküm kurulmalıdır.
Çekişmeli parsellerin geri kalan bölümleri tescil tapusu kapsamında kalmakta ise de, aleyhlerinde verilen hükmün kayıt malikleri ve mirasçıları tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle tespit gibi davalı Z Bankası adına bırakılmalı, E Bankası'nın talebi de dikkate alınarak bu bölümler üzerine E Bankası adına ipotek şerhi verilmelidir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy