(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan tapu iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sonucu 351 ada 1, 352 ada 2, 3, 415 ada 1, 3, 416 ada 1, 417 ada 2 ve 421 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Osman Nuri oğlu Ahmet adına tespit ve tescil edilmiş, Saadet ve arkadaşları tarafından taşınmazların kök muris Osman Nuri'den kaldığı ve taksim edilmediğine dayanılarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptal ve tescil davası sonunda; Mahkemece çekişmeli taşınmazların Osman Nuri mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiştir. Bu kez Ahmet mirasçıları olan davacılar Emine ve arkadaşları, tapu kaydına dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taraflar arasında Asliye Hukuk Mahkemesinde cereyan eden tapu iptal ve tescil davasının taraflar yönünden kesin hüküm teşkil ettiği kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 237.maddesi gereğince, kesin hükümden söz edilebilmesi için her iki davanın taraflarının, müddeabihin ve hukuki sebebin aynı olması gerekir. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/134 esasına kayıtlı iken görülüp sonuçlandırılan davanın tarafları ve müddeabihi yönünden bu dava ile ayniyet mevcut ise de davaların hukuki sebeplerinde farklılık bulunmaktadır. İlk davanın hukuki sebebi "miras ve taksim" olarak belirtilmiş iken, temyize konu davanın hukuki sebebi "tapu kaydı ve bu kayıttaki malikler arasında yapılan taksime" dayanmaktadır. Bu itibarla davaların hukuki sebepleri arasında birlikten ve dolayısıyla kesin hükümden söz etmek mümkün değildir. Bu durumda mahkemece tarafların iddia ve savunmalarıyla ilgili tüm deliller toplanıp işin esasına girilerek gerekli değerlendirme yapıldıktan sonra karar verilmelidir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu kesin hükmün varlığından söz edilerek davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy