(3402 S. K. m. 19/2)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 4868 ada 6, 14, 17 parsel sayılı 2747.59, 590.45 ve 2126.64 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 6 parsel S K , 14 parsel S İ , 17 parsel K A , adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak, S İ ise, adına tespit edilen 14 parselin 800 metrekare eksik tespit edilip 6 parsele katıldığı iddiasına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile çekişme konusu 5868 ada 14 ve 17 parsellerin hali arazi vasfı ile Hazine adına tesciline, 4868 ada 6 parselin teknik bilirkişi kroki ve raporunda ( A ) harfiyle gösterilen 873.81 metrekarelik kısmın hali arazi vasfı ile Hazine adına, ( B ) harfiyle gösterilen 1873.77 metrekarelik kısmın davalı S K adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine ve davalılar S K , K A ve S İ ekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, Hazinenin temyizine konu olan davaya konu 4868 ada 6 parselin teknik bilirkişi A T ve orman mühendisi E C tarafından düzenlenen 27.5.2002 tarihli krokide ( B ) harfiyle gösterilen 1873.77 metrekarelik bölüm üzerinde adına tescil kararı verilen yararına mülk edinme şartlarının gerçekleştiği mahallinde yapılan keşif ve uygulama ile belirlendiğine göre Hazinenin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu bölümünün ONANMASINA,
2-Diğer davacı ve davalıların temyizine gelince; Mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillere göre adı geçenlerin diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Zira; Hazine adına tescile karar verilen arazi bölümleri zilyetlikle iktisap edilebilen yerlerden olmasına rağmen zilyetleri yararına iktisap şartlarının oluşmadığı, mahkemece mahallinde yapılan keşif, yerel bilirkişi ve tanık anlatımları ile belirlenmiştir.
Bu nedenle temyiz edenlerin taşınmazlar üzerinde mülkiyet haklarının varlığından söz edilemez. Ancak, taşınmazlar üzerinde kadastro tespitinden önce oluşturulan bağ ( muhtesat ) bulunduğu, kadastro tespit tutanakları yerel ve uzman bilirkişi beyanları ile belirlendiği halde mahkemece davaya konu 4868 ada 14 ve 17 parseller ile krokide 6/A parseli olarak gösterilen bölüm üzerindeki muhtesat konusunda hüküm kurulmamıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2.maddesi uyarınca taşınmaz üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhtesat mevcut ise, bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın veya kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği hükme bağlanmıştır.
Sonuç: Hal böyle olunca; mahkemece yukarıda belirtilen muhtesat hususunda araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurulması gerekirken bu hususun kararda tartışılmaması ve bu yönde hüküm kurulmaması isabetli bulunmamaktadır. Temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 4.7.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy