(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden M. Aykut vekili Avukat H. Köroğlu, Hazine vekili Avukat A. Örücü ile aleyhine temyiz istenilen M. C. Korkmaz vekili Avukat N. Kaya geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Yargıtay bozma ilamında özetle; Tarafların dayandıkları tapu ve vergi kayıtlarının revizyonlarının araştırılması, yöntemine uygun şekilde uygulanması, kayıt malikleri ile taraflar arasında mirasçılık ilişkisinin olup olmadığının saptanması, kayıt kapsamlarının sınırlarının niteliği dikkate alınarak belirlenmesi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan bilgi alınması, beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin müdahiller O. Erdem ve müşterekleri adına teciline karar verilmiş; hüküm, davacı M. Aykut vekili ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, zilyetlikle mülk edinme şartlarının müdahil O. Erdem ve müşterekleri adına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece müdahil tarafın dayanağını oluşturan Mart 1290 tarih 658 numaralı tapu kaydının sabit hudutlu olup davaya konu parseli kapsadığı kabul edilmiş ise de; tapu kaydının gayri sabit hudutlu olup miktarıyla geçerli bulunduğu ve sabit huduttan başlamak üzere doğudaki yoldan itibaren çok sayıda parsele revizyon görüp bu tesbitlerin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Tapu kaydının hudutlarında mera olmamakla beraber davaya konu parselin kesinleşen 10 numaralı mera parseline bitişik olması nedeniyle kayıt miktar fazlasının zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığının kabulü zorunludur. Bu nedenle, bu tapu kaydına dayanılarak müdahil veya müşterekleri adına tescil kararı vermek mümkün değildir. Ayrıca; müdahiller satış senedinde de bahsedilen 1 hesap 3 tahrir numaralı vergi kaydına da dayanmışlardır. Mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarında vergi kaydının bu parsel için düzenlendiği anlaşılmaktadır. Ancak; vergi kaydına itibar edilebilmesi için kaydın zilyetlikle birleşmesi gerekir. Taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, tesbitten geriye doğru kim tarafından ne kadar süre tasarruf edildiği yeterli şekilde araştırılmamıştır.
Kullanım hususunda bilirkişi ve tanıklar farklı beyanlarda bulundukları halde Mahkemece bu beyanlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. Bu sebeple bu araştırmaya dayanılarak sağlıklı sonuca varılması mümkün değildir. Doğru sonuca varılabilmesi için; tarafların dayanağını oluşturan vergi kayıtlarındaki malik değişiklikleri nazara alınarak bu değişikliğin sebebini belirtir şekilde kayıtların dairesinden yeniden celbi ile dosyasına konulup bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek şahitler huzuruyla keşif icra edilmelidir.
Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında dayanılan vergi kayıtları okunup hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, kayıtların intikali sırasında malik sütununda meydana getirilen değişikliklerin sebebi sorulmalı, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, el değiştirmelerin neye dayandığı, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı etraflıca sorulup saptanmalı, tesbite aykırı sonuca varıldığı takdirde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, 1 hesap 3 tahrir numaralı vergi kaydının değerlendirilmesi sırasında kaydın hudutlarında mera yazılmamakla beraber eylemli durumda taşınmazın meraya bitişik olduğu, taşınmazla mera arasındaki yolun kadim ve ayırıcı unsur sayılamayacağı, bu sebeple kaydın miktarıyla geçerli olup kayıt miktar fazlasının meradan elde edildiğinin kabulü gerekebileceği nazara alınarak toplanan tüm deliller değerlendirilip buna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece belirtilen şekilde araştırma, inceleme yapılmadan yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, tarafların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 375,00.YTL. vekalet ücretinin aleyhine temyiz istenilen taraftan alınarak, duruşmada kendilerini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine, 01.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy