(3402 S. K. m. 12, 15)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Karar: Kadastro sırasında 295 ada 1, 762 ada 5, 763 ada 1 parsel sayılı 9850, 841 ve 4820 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Abdülcelil Sadioğlu mirasçıları adlarına verasette iştirak şeklinde tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı Kemal Ersöz, taşınmazların Abdülcelil oğlu Şeyh Tahir'e ait olduğu, adına vergi kaydı bulunduğu, ölümü ile mirasçılarına kaldığı iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, dava konusu 763 ada 1, 762 ada 5, 295 ada 1 parsel sayılı taşınmazların, Şeyh Tahir mirasçıları davacı Kemal Ersöz ve arkadaşları adlarına hisseleri oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan Abdülhamit, Abdülmecit, Mehmet Emin, Mehmet Sait, Şehabettin, Mustafa Kemal, Dilber Sadioğlu ve Sadiye Daylan tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların Şeyh Tahir'den kaldığı ve Tahir mirasçıları arasında geçerli bir taksimin bulunmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık geçmişte bir bütün iken aradan yol geçmesi nedeniyle üçe bölünen davaya konu taşınmazların Süleyman oğlu Abdulcelil'e mi yoksa Abülcelil oğlu Şeyh Tahir'e mi ait olduğu konusundadır.
Davacılar taşınmazın Abdülcelil oğlu Şeyh Tahir'e ait olduğunu 936 tarih 28 numaralı Şeyh Tahir adına düzenlenen vergi kaydının bu yere ait bulunduğunu, Tahir mirasçılarının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin tespitten geriye doğru elli yılı aşkın süreye ulaştığını, kök muris Abdülcelil'in taşınmazla bir ilgisinin bulunmadığını ifade ile taşınmazın Şeyh Tahir mirasçıları adına tescilini istemişlerdir.
Davalılar taşınmazların geçmişte bir bütün olup, Tahir'in babası Abdülcelil'e ait iken ölümüyle mirasçılarına kaldığını, bu parselin Abdülcelil'in vasiyeti sebebiyle taksime tabii tutulmadığını, Şeyh Tahir'in taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin zilkade 1316 tarihli vesaiki şeriyede yazılı taşınmazın gelirinin sarfı ve maliki Abdülcelil'in vasiyetinin infazı için Tahir tarafından nezaret edilip gerektiğinde kullanıldığını gayrimenkulün mülkiyetinin Tahir'e ait olma gibi bir durumunun bulunmadığını belirtmişlerdir.
Mahkemece taşınmazın tarafların kök murisi Abdülcelil'e mi yoksa oğlu Şeyh Tahir'e mi ait olduğu hususu etraflıca araştırılmamış, davalıların dayandığı zilkadir 1316 tarihli vesaiki şeriyenin aslı getirtilip mahalline uygulanmak suretiyle bu belgenin davaya konu parseller için düzenlenip düzenlenmediği tespit edilmemiş bu parsel için düzenlemiş ise iddia edildiği gibi Abdülcelil'in ölümünden sonra diğer malların taksim edildiği halde bu taşınmazların söz konusu vesaik sebebiyle mi taksim dışı bırakıldığı iddiası üzerinde durulmamış, Şeyh Tahir'in arazi üzerindeki zilyetliğinin Abdülcelil'in vasiyeti gereği taşınmazın gelirinin sarfı ve vasiyetin infazına yönelik olup olmadığı hususu araştırılıp tartışılmadan hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taraflardan taşınmazın kök muris Abdülcelilden mi yoksa oğlu Tahir'den mi kaldığını bilebilecek şahitlerin isimleri istenmeli, dava konusu taşınmazlara bitişik komşu parsellerin tutanak suretlerinin ve varsa dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları ve davalıların dayandığı zilkadir 1316 tarihli vesaiki şeriyenin aslı getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinden yaşlı ve yöreyi iyi bilen şahıslar aracılığıyla keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında davacıların dayandığı 936 tahrir yıllı 28 tahrir numaralı vergi kaydıyla zilkadir 1316 tarihli vesaiki şeriye uygulanıp kapsamları belirlenmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne suretle kullanıldığı, taşınmaz kök muris Abdülcelil'e ait ise Şeyh Tahir'in kullanmasının Abdülcelil'in vasiyetinin infazı ve arazinin gelirinin sarfına mı yönelik olduğu yada kendi adına mı tasarrufu sürdürdüğü, Abdülcelil'in malları taksim edilmiş ise bu taşınmazların söz konusu vesikada yazılı nedene dayalı olarak mı taksim dışı bırakıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tespite aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından istimlak edilmiş alan varsa bu husus tespit edilip krokide işaretlettirilmeli bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 16.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy