(3402 S. K m.14) (1086 S. K m.237)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Karar: Kadastro sırasında 159 ada 151 parsel sayılı 17958 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı Kemal tarafından Hazine ve Köy aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası sonunda K mevkiinde hudutları belirtilen 10300 metrekarelik taşınmazın davacı Kemal adına tesciline dair karar 8. Hukuk Dairesinin 3.5.1994 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Kadastro Mahkemesinde davacı Ömer, irsen intikal ve satın almaya, davacılar Faruk ve arkadaşları, irsen intikal, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, Davacı Ali, 5332 metrekarelik kısmına tescil ilamı ile oluşan tapu ile malik olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında İbrahim, taşınmazın 2000 metrekarelik kısmını harici senet ile satın alıp zilyet bulunduğu iddiasına dayanarak davaya katılmıştır. Kadastro mahkemesince dava dosyaları ve çekişmeli parsel tutanağı birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacılar Faruk ve arkadaşlarının davalarının kabulüne, diğer davacılar ve müdahilin taleplerinin reddi ile çekişme konusu 159 ada 151 parselin Alo mirasçıları davacılar Faruk ve arkadaşları adına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Ali, müdahil İbrahim, davalı Kemal ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Temyize konu taşınmaza derdest tescil davası nedeniyle malik hanesi boş bırakılarak tutanak düzenlenmiş, bilahare Kemal hakkındaki tescil ilamı kesinleştirilmiş, Ali, 1989 yılında Hazine ve köyün taraf olduğu tescil ilamı sonucunda 5332 metrekarelik yer yönünden adına tescil tapusu almıştır. Her iki tapu kaydının dayanağı tescil ilamında iş bu davada lehine tescil kararı verilenler taraf olmadığından, kişiler arasındaki ihtilaf yönünden bağlayıcı olmaz. İbrahim ise 6.7.1987 tarihli harici senetle Mehmet'ten 2000 metrekarelik bölüme ilişkin satın almaya dayanarak dava açmıştır. Hazine yönünden niza, taraf olduğu tescil ilamlarının kapsamlarının belirlenmesi ve ilamların kapsamı dışında kalan yer yönünden zilyetlikle mülk edinme koşularının araştırılması ve değerlendirilmesi ile, kişiler arasındaki ihtilaf ise tapu ve vergi kayıtlarının uygulaması ve taşınmazın zilyetliğinin kim tarafından, hangi sebeple ve hangi sürede sürdürüldüğünün saptanması ile çözülecektir. Mahkemece tutanağın edinme sebebi ile keşiflerde dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri arasında çelişkiler olduğu halde bu çelişkilerin giderilmesi üzerinde durulmadığı, tespit bilirkişileri ve satış senedi şahitleri tanık sıfatı ile dinlenmediği, tescil ilamları ve dayanılan vergi kayıtları sağlıklı bir biçimde uygulanmadığı gibi, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu ve kimler arasında taksim edildiği, taksimin usulüne uygun olup olmadığı dahi belirlenmemiştir. Ayrıca taksim sonrasındaki pay veya yer satışları da kesin olarak saptanmamış, bilhassa temyiz edenlerin bayilerinin murislerinin taşınmazda paylarının kalıp kalmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya konulmamıştır. Kemal ve Ali'nin tescil dosyalarında yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar celbedilerek çelişkilerin giderilmesine çalışılmamış, bilhassa tescil tapusu sahibi Kemal ve Ali'nin hangi sebeple taşınmaza zilyet olmadıkları hususu araştırılmamıştır. Taşınmazın öncesinin maliki olduğu anlaşılan Hamo ve Şıhan 'dan veraset ilamı alınarak harici taksim ve zilyetlik devir ve temliklerinin sıhhati değerlendirilmemiş, bir biri ile çelişen tanık sözlerine değer verilerek hüküm yetersiz inceleme ile kurulmuştur. Doğru sonuca varılabilmesi için yaşlı ve tarafsız üç kişilik mahalli bilirkişi heyeti ile taşınmaz başında keşif yapılmalı, yukarıda belirtilen şekilde araştırma, inceleme ve uygulama yapılmalı, tarafların göstereceği tanıklar ile tespit bilirkişileri, harici satış senedi tanıkları ve tescil davasında dinlenen kişilerin beyanlarından da yararlanılarak taşınmazın hangi kayıt kapsamında kaldığı ve kişilerin zilyetlik süresi kesin olarak belirlenmeli, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 8.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy