(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 292 parsel sayılı 19900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz malikinin kim olduğunun bilinememesi nedeniyle Hazine adına tespit edilmiş, tespite üçüncü şahısların itirazı üzerine Kadastro Komisyonunca itiraz red edilerek tespit gibi tescil kararı verilmiş, karar kesinleşerek Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı İmdat Taş, irsen intikal, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Hazine adına oluşan tapu kaydının iptaliyle adına tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacının dayanağını oluşturan tapu kaydının davaya konu parseli kapsadığının ispat edilememesi ve tapu kaydı maliki ile davacı arasındaki ırsi ve akdi ilişkisinin varlığının saptanamaması nedeni ile davacının diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak davacı 14.5.1993 tarihli dilekçesinde zilyetliğe de dayanmıştır. Mahkemece davacının sadece tapu kaydına dayandığı ve zilyetliğe dayanmadığı yolundaki kabulü dilekçe münderecatı nazara alındığında isabetli değildir. Bu itibarla taşınmaz üzerinde davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekir.
Öncelikle davacıdan zilyetlikle ilgili tüm delilleri sorulup celbedilmeli, dosyada eksik olan komşu parsel tutanak ve dayanağını oluşturan belgelerle, varsa bölge ile ilgili mer'a tahsis kaydı ve haritası celbedilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde bilirkişiler huzuru ile keşif icra edilmelidir. Arazi başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, ne zamandan beri kim tarafından ne suretle kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amaca uygun olup olmadığı, arazinin öncesinin kamu orta malı mer'a niteliği taşıyıp taşımadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, araştırma sonunda taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve zilyetlikle iktisap edilebilen yerlerden olduğu belirlendiği takdirde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki sınırlama ile ilgili olarak Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlükleri nezdinde araştırma yapılmalı, bundan sonra tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy