(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
Gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 379 ada 5 parsel sayılı 28941.15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil ve elatmanın önlenmesi davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin Şükrü F. mirasçıları davacılar adına veraset hissesi oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ile davalılar Şuayyip, Yunis ve Mustafa D. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davaya konu taşınmazın davacıların murisi Şükrü'ye ait olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacılar 14.12.1993 tanzim ve havale tarihli dilekçe ile hudutları dava dilekçesinde yazılı taşınmaza vaki davalıların elatmasının önlenmesini ve gayrimenkulün adlarına tapuya tescilini talep ve dava etmişlerdir. Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılamanın devam ettiği sırada taşınmazın bulunduğu çalışma alanında kadastro işlemlerinin başlaması ve tutanağın düzenlenmiş olması nedeniyle dosya görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Hukuk Mahkemesinden devredilen dosyalarda ilk yapılması gereken iş; dava dilekçesinin mahalline uygulanıp kapsamının belirlenmesi, bir diğer ifade ile dilekçede yazılı taşınmazın hangi parsel numarasıyla sınırlandırıldığının belirlenmesi gerekir. Mahkemece bu belirleme yapılmadan yargılamanın sürdürülüp sonuçlandırılması doğru bulunmamaktadır. Ayrıca, davacılarla bir kısım davalılar arasındaki uyuşmazlık taşınmazın öncesinin Ömer oğlu Ali F.'a mı yoksa oğlu Şükrü'ye mi ait olduğu hususundadır. Bu konuda Mahkemece gerekli araştırma yapılmamış, taşınmazın geçmiş kime ait olduğu, Ali F.'a ait ise ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise; bu yerin kime isabet ettiği, davacıların murisine isabet etmişse diğer mirasçılara ne verildiği, gayrimenkul verilmiş ise; nereden verildiği araştırılmamış ve kök muristen intikal eden tüm taşınmazlarla ilgili tutanak getirtilip incelenmeden karar verilmiştir. Bütün bunlardan ayrı olarak taşınmazın niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda da gerekli araştırma yapılmadan ve özellikle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki sınırlamanın aşılıp aşılmadığı düşünülmeden karar verilmiştir. Eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilmesi doğru değildir. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için; öncelikle davaya konu parsele komşu tüm taşınmazların tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında davacılar tarafından Asliye Hukuk Mahkemesine verilen dava dilekçesi uygulanıp kapsamları belirlenmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, tarafların kök murisi Ömer oğlu Ali F.'a ait ise O'nun ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği, terekesi taksim edilmiş ise, bu yerin kime isabet ettiği, davacıların murisi Şükrü'ye isabet etmiş ise Ali'nin diğer mirasçılarına ne verildiği, taşınmaz verilmişse nereden verildiği ve bu taşınmazların akıbetlerinin ne olduğu etraflıca sorulup saptanmalı, gerektiğinde kök muristen intikal eden taşınmazlarla ilgili tüm tutanaklar getirtilip incelenmeli, uzun süreli ve nizasız kullanmanın taksimin karinesi olduğu göz önünde tutulmalı, taşınmazın ilk maliki ve mirasçılarıyla ilgili olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki sınırlama yönünden soruşturma yapılmalı, bilirkişi ve tanıkların beyanlarının zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy