(3402 S. K. m. 41)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 114 ada 61 ve 63 parsel sayılı 666.16 ve 666.66 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar vergi kaydı, ifraz, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı Kadir adına tespit edilmiştir. Davacı Kadir, çekişme konusu yaptığı parselin numarasını belirtmeksizin Hazine aleyhine, kendisi adına tespit gören her iki taşınmazda da 150'şer metrekare eksiklik bulunduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı dava dilekçesinde hangi parselleri dava konusu ettiğini belirtmediği, dava süresi içinde tutanakların kesinleştiği gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine, davacı adına tespit gören 114 ada 61 ve 63 no'lu parsellerin kesinleştirilmesi için dosyanın Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava dilekçesinde hasım gösterilmediği ve davalı parsel de belirtilmediği, aradan geçen zaman içerisinde tutanakların kesinleştiği gerekçe gösterilmek suretiyle Mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ise de; araştırma yetersiz değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Dava dilekçesinin tetkikinden de anlaşılacağı üzere davacının talebi Kadastro tespiti sırasında yapılan ölçü ve hesaplama hatasının düzeltilmesine ilişkindir. Dilekçede hasım gösterilmemesi, davanın kendi adına tespit edilen 114 ada 61 ve 114 ada 63 sayılı parsellere yöneltilip komşu parsellerin davalı olarak gösterilmemesi, talebin ölçüm ve hesaplama hatasının düzeltilmesine yönelik olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Taşınmazlarla ilgili askı ilanı 1.11.2004-1.12.2004 tarihleri arasında yapılmış, dava ise 30.11.2004 tarihinde açılmıştır. İsteğin 114 ada 61 ve 63 sayılı parsellerin yanlış hesaplanan yüzölçümlerinin düzeltilmesine ilişkin olduğu düşünüldüğünde davanın süresinde açıldığının kabulü zorunludur. Hal böyle olunca, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun genel ilkeleri ve 41.maddesindeki esaslar göz önüne alınmak suretiyle işin esasına girilip gerekli araştırmanın yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 24.6.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy