(3402 S. K. m. 14, 16)
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 113 ada 4 parsel sayılı 26953.59 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz komşu 113 ada 2 parsele uygulanan tapu kaydı batı hududunu mera okuduğu nedeniyle mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı Fevzi, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin olmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle mülk edinme şartlarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaza komşu 2 numaralı parsele uygulanan tapu kaydının davaya konu parsel yönünü mera okuması nedeniyle mera vasfıyla sınırlandırılmış, davacı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece çekişmeli taşınmaza komşu tüm parsellerin onaylı tutanak suretiyle dayanağı olan belgeler ile Toprak Komisyonunca düzenlenen belirtmelik tutanak ve haritaları getirtilip mahalline uygulanmamış, belirtmelik tutanağında taşınmazın hangi vasıfla tespit edildiği belirlenmemiş, çekişmeli taşınmaza komşu olup mera vasfıyla sınırlandırılan ve halen davalı olduğu anlaşılan 10, 12 ve 24 numaralı parsel dosyalarıyla bu dosyanın birleştirilmesi hususu düşünülmeden hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle eylemli durumda bu taşınmazla bütünlük arz eden ve mera vasfıyla sınırlandırılıp halen davalı olduğu anlaşılan 10, 12 ve 24 numaralı parsel dosyalarının yargılamanın kısa zamanda daha az masrafla bitirilmesi, arazinin niteliğinin belirlenmesi ve doğru sonuca varılabilmesi için bu dosyayla birleştirilmesi düşünülmeli, bundan sonra Toprak Komisyonunca düzenlenen belirtmelik tutanak ve haritalarıyla 1, 2, 3, 4, 9, 10, 12 ve 24 parselleri kenardan çevreleyen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretiyle dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve aynı yöntemle tespit edilecek taraf tanıklarıyla uzman bilirkişi huzuruyla keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında varsa tarafların dayanağı olan belgelerle 937 tahrir yıllı 258 tahrir numaralı mera vergi kaydıyla belirtmelik tutanak ve haritaları uygulanıp kapsamları belirlenmeli, belirtmelikte taşınmazın hangi vasıfla tespit edildiği ve işgal altında ise kimin işgalinde bulunduğu saptanmalı, dinlenecek yansız yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kamu orta malı mera vasfı taşıyıp taşımadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin belirtmelik ve kadastro tutanaklarındaki beyanlara aykırı düşmesi halinde belirtmelikte ve kadastro tutanağında ismi yazılı tüm şahıslar tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşif takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, uzman ziraat mühendisinden taşınmazın niteliğiyle ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın öncesinin kamu orta malı mera olduğu belirlendiğinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi gereğince bu tür yerlerin zilyetlikle iktisap edilemeyeceği nazara alınıp tespitte olduğu gibi mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına, taşınmazın mera olmadığının tespiti durumunda ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesindeki sınırlamayla ilgili olarak araştırma yapılıp engel bulunmadığı takdirde davacı adına tesciline karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan ve aynı nitelikteki komşu parsel dosyalarıyla bu dosyanın birleştirilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 08.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy