Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 106 ada 12 parsel sayılı 12986.46 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz harici satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı N…
….. Engizek adına tesbit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine, yasal süresi içerisinde tapu kaydı ve taşınmazda 3402 sayılı Yasa'nın aradığı zilyetlikle iktisap şekil ve şartlarının davalı lehine oluşmadığı iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydının davaya konu parseli kapsamadığı, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirlenmiş ise de; Hazine davasını taşınmazın orman olduğu nedenine dayandırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davaya konu 106 ada 12 sayılı parsel kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı adına tesbit edilmiş, askı ilan süresi içerisinde itiraz edilmemesi nedeniyle tutanak kesinleştirilerek tapuya tescil olunmuştur.
Davacı Hazine, yasal süresi içerisinde ve 26.06.2000 tarihli dilekçesi ile mahkemeye müracaat ederek, taşınmazın Ağustos 1941 tarih 285 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kaldığını, ayrıca davalı adına kayda dayanmadan tesbit edilen taşınmaz üzerinde davalı yararına mülk edinme şartlarınında gerçekleşmediğini belirterek dava açmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma sonunda, Hazinenin tapusunun davalı parseli kapsamadığı, taşınmazın niteliği itibariyle orman sayılan yerlerden olduğunun belirlendiği, ancak Hazine, davasını "orman hukuki sebebine dayandırmadığı için", davanın reddine karar vermiştir. Mahkemece Hazinenin dayanağının oluşturan Ağustos 1941 tarih 285 sayılı tapunun uygulanması yeterli bulunmamaktadır.
Ancak Mahkemece toplanan deliller nazara alındığında kaydın yeniden uygulanmasında bir yarar da bulunmamaktadır. Zira Hazine, dava dilekçesinde açıkça "Davalı taşınmaz senetsizden tesbit görmüştür. Maliye Hazinesi adına tapulu taşınmazın zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığı gibi, 3402 sayılı Yasa'nın aradığı zilyetlikle iktisabın şekil ve şartları da davalı lehine oluşmamıştır." ibareleri kullanılmıştır. Bu ibareler taşınmazın ilktisabı için gerekli şartların oluşmadığını açıkça vurgulamaktadır. Bu şartlar arazinin niteliğine, kullanma süresine, miktar sınırlamasına, ilişkin bütün hususları ihtiva eder. Hazinenin bu ifadelerle açtığı davanın "taşınmazın orman olduğu hukuki sebebine dayanılmadığından" bahisle reddine karar verilmesi Yasa'ya aykırıdır. Taşınmazın orman içerisinde yer aldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu mahallinde yapılan araştırma, uygulama ve uzman bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Ormanların zilyetlikle iktisabı mümkün değildir. Bir diğer ifade ile yasa'nın zilyetlikle iktisap için arazinin niteliğine ilişkin olarak aradığı şartlar gerçekleşmemiştir.
Bu durumda Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekir.
Mahkemece dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.07.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy