Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 951 parsel sayılı 14300 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz dava dışı 865 parselin 20 dönüm miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir.
Davalının İtirazı Kadastro Komisyonunca kabul edilerek taşınmazın davalı A…
… adına tesciline karar verilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve zilyetlikle iktisap edilemeyeceği, davacı A…
….. Dernek, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında E…
…. Dernek ve arkadaşları, irsen intikal ve tapu kaydına dayanarak davaya katılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı ve müdahil davacıların davasının feragat nedeniyle, diğer davacı Hazinenin davasının esastan reddi ile çekişme konusu taşınmazın davalı A…
…. adına tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu kamu yararına tahsis edilen, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin olmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının adına tescil kararı verilen yararına gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş isede; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır.
Çekişmeli taşınmaz kadastro tespiti sırasında davalı adına tespit edilen 865 sayılı parselin 20 dönüm fazlası olduğundan bahisle Hazine adına tespit edilmiştir.
Davalının itirazını inceleyen Kadastro Komisyonu tespitin iptaline, taşınmazın muteriz (davalı) adına tapuya tesciline karar vermiş ve bu kararı ilgililere tebliğ etmiştir. Hazine, adına yapılan tespitin komisyonca iptali üzerine çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup davalı yararına iktisap şartlarının gerçekleşmediği nedenine dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece davalı adına tespit edilen 20 dönüm tutarındaki 865 sayılı parsel üzerinde davalı yararına mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kadastro tespit heyeti ve komisyonca belirlendiğine, davaya konu taşınmazda bu parselin bir parçası olduğuna göre bu taşınmaz üzerinde de davalı yararına mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuştur.
Mahkemece taraflardan iddia ve savunmaları ile ilgili delilleri istenilip mahallinde keşif yapılmak sureti ile herhangi bir değerlendirme yapılmamış, tutanağın edinme sebebi sütunundaki bilgiler esas alınmak sureti ile karar verilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazın niteliği ve tasarrufu hususunda itirazda bulunup dava açtığına göre taraflarca ibraz edilecek delillerin mahallinde keşif yapılmak sureti ile değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Hiçbir işlem yapılmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle Kadastro Komisyonu kararının ilgililere tebliğ edilip edilmediğinin merciilerine sorulup bu konuda eksiklik varsa tamamlatılmalı, kadastro tespiti sırasında davalı adına tespit edilen ve halen ihtilaflı olduğu anlaşılan 865 sayılı parselle davaya konu parseli kenardan çevreleyen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleri ile dayanağı olan belgelerle taraflarca ibraz edilecek deliller celbedilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinden yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları, teknik ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif icra edilmelidir.
Keşif sırasında tarafların dayandıkları kayıtla yerel bilirkişiler yardımı ile uygulanıp kapsamları belirlenmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı kamu yararına tahsis edilen, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerden olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, tespite aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, aynı çalışma alanında davalı adına zilyetliğe dayanılarak tespit edilmiş taşınmaz bulunup bulunmadığı Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlükleri nezdinde araştırılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Eksik ve yetersiz incelemeye dayanılarak hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.09.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.