Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 4861 ada 36 parsel sayılı 2126.11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı A…
…, 4861 ada 37 parsel sayılı 2495.60 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı N…
…. adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edilmişlerdir.
Davacı Hazine vekili, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğuna dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının davasının kısmen kabulüne ve çekişmeli 4861 ada 36 parselin teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 598.35 metrekarelik bölümünün Hazine adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen 1527.76 metrekarelik bölümü ile 4861 ada 37 parselin tamamının tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ile davalılardan A…
… tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dava ve temyize konu 37 numaralı parsel ile 36 numaralı parselin krokide "B" harfi ile gösterilen bölümünün tarım arazisi niteliğinde olduğu, kamu yararına tahsis edilen Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin olmadığı zilyetlikle mülk edinme şartlarının adına tescil kararı verilen davalı taraf yararına gerçekleştiği mahallinde yapılan keşif ve uygulamayla belirlendiğine göre Hazine'nin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün 37 numaralı parsel ile 36 numaralı parselin krokide "B" harfiyle gösterilen kısmıyla ilgili bölümünün ONANMASINA,
2-Davalı Ali'nin 4861 ada 36 numaralı parselin krokide "A" harfiyle gösterilen ve Hazine adına tescile karar verilen bölümüne ilişkin temyizine gelince;
Mahkemece davaya konu parselin belirtilen bölümünün tarım arazisi niteliğinde bulunmadığı ve adına tesbit edilen davalı yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır.
Temyize konu arazi bölümü üzüm bağı olduğu ve mülk edinme şartlarının davalı yararına gerçekleştiği belirtilmek suretiyle davalı adına tesbit edilmiştir.
Mahkemece tesbite aykırı sonuca varıldığı halde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmamış, yerel bilirkişi ve tanık ifadeleriyle ziraat bilirkişisi raporu arasındaki çelişkinin nedeni üzerinde durulup giderilmesi yolunda hiçbir çaba sarfedilmemiş, taşınmaz üzerinde davalı yararına mülk edinme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği yeterli şekilde araştırılmadan ziraat bilirkişisinin kendi içinde çelişkili olan raporuna değer verilerek hüküm kurulmuştur.
Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez.
Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle tüm komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada menfaati bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları, teknik ve uzman bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmelidir.
Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne surette kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, uzman ziraat mühendisi veya mühendisler kurulundan arazinin niteliğiyle ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, uzman bilirkişi raporunun önceki raporla çelişmesi halinde bunun nedeni üzerinde durulup giderilmesine çalışılmalı, uzman bilirkişiler tarafından taşınmazın ziraata elverişli olmadığı veya üzerinde tarımsal faaliyetin bulunmadığı ifade edildiğinde, varlığı tutanakta yazılı bulunan bağ omcalarının kim tarafından nasıl dikilmiş olabileceği hususu sorulup açıklığa kavuşturulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaması isabetsiz olduğu gibi, kadastro tesbitinden önce davalı tarafından taşınmaz üzerinde meydana getirilen bağ omcalarını (muhdesatın) kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmemiş bulunması da usul ve yasaya aykırı, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün bu bölümünün BOZULMASINA, 22.9.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy