(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 269 ada 3 parsel sayılı 15794.67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle M. ve müşterekleri adına 1/4 hisseli tesbit edilmiştir.
Davacı Hazine, yasal süresi içerisinde tapu kaydı ile Hazine'ye ait olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin ham toprak vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Abdulgaffar ve Mustafa tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, tarafların dayandığı tapu kayıtlarının davaya konu parseli kapsamadığı ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının davalılar yararına gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır.
Çekişmeli taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalılar adına tesbit edilmiş davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerden olduğu ve Hazine adına tapuda kayıtlı bulunduğu nedenine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında davalılarda tapu kayıtlarının bulunduğunu bildirerek taşınmazın dayandıkları tapu kaydı nedeniyle adlarına tapuya tescilini istemişlerdir.
Mahkemece tapu kayıtları ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmemiş, celbedilen kayıtlar mahalline yerel bilirkişiler yardımı ve teknik bilirkişi aracılığıyla uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, taşınmazın niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda yeterli araştırma yapılmadan ve arazi başında dinlenen mahalli bilirkişi beyanı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeden hüküm kurulmuştur.
Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez.
Doğru sonuca varılabilmesi için; davaya konu parseli kenardan çevreleyen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgelerle tarafların dayandığı tapu kayıtları ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle birlikte getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ile teknik ve uzman bilirkişiler huzuruyla keşif icra olunmalıdır.
Arazinin başında icra edilecek keşif sırasında davacı ve davalıların dayandığı tüm tapu kayıtları ihdasından itibaren tedavülleriyle birlikte ayrı ayrı okunup kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, yerel bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, arazi başında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte kime ait olduğu, ne durumda bulunduğu, kimden nasıl intikal ettiği, yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerden olup olmadığı, yasalar gereğince Devlete intikal eden yerlerden ise bu yerlerin kayden veya haricen davalılara temlik edilip edilmediği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, tarafların dayandığı tapu kayıtlarının çakışması durumunda davalılar tapusunun Hazine tapusunun gittisi olup olmadığı araştırılmalı, tesbite aykırı sonuca varıldığı takdirde tesbit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşif takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaması isabetsiz olduğu gibi davalılardan H.'in keşif sırasında usulüne uygun olarak belgelendirilen beyanının diğer davalıları bağlamayacağı nazara alınmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 25.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy