16. Hukuk Dairesi 2006/5817 E., 2006/7767 K. KADASTRO TESPİTİNDEN DOĞAN DAVA
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; "Temyize konu edilen 1600 ve 1616 sayılı parseller yönünden bozma ilamında belirtildiği şekilde inceleme, araştırma ve uygulama yapılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği halde bozma ilamı gereği yerine getirilmeden hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli 1600 nolu parselin mer'a olarak sınırlandırılmasına özel sicile yazılmasına, 1616 nolu parselin davacılar F…
….. B…
……. ve R…
…… oğlu A…
…. B…
…… adına eşit paylarla tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar A…
…. ve Fatih Bölükbaşı ile davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına dava ve temyize konu 1616 sayılı parselin Hazine'nin taraf olduğu tescil ilamı ile oluşan tapu kaydı kapsamında kaldığı mahallinde yapılan keşif, uygulama, yerel bilirkişi anlatımı ve uzman bilirkişi raporu ile belirlendiğine göre Hazine vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile 1616 sayılı parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Davacılar F…
…. ve A…
…. B…
….. vekilinin 1600 sayılı parsele ilişkin temyizine gelince; Mahkemece 1600 sayılı parselin bir bölümünün davacıların dayanağını oluşturan 24.6.1968 tarih 46 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığı, ancak bu parselin toprak komisyonlarınca 1960 yılında mer'a tahsisinin yapılıp kesinleştiği ve bu işlemin iptali de istenmediğine göre kesinleşen tahsis işlemine değer verilerek hüküm kurulmuş isede; değerlendirme dosya kapsamına yasaya ve uygulamaya uygun düşmemektedir. Toprak komisyonlarınca yapılan taşınmazın aynına ilişkin işlemlerin idari nitelikte olmadığı ve değerlendirme yerinin adli yargı olduğu tartışmasızdır.
Uygulamada bu yöndedir. İşlemin idari yargıda iptali için ayrıca bir dava açılması mümkün değildir. Taşınmazın mülkiyeti uyuşmazlık konusu olduğuna göre bu uyuşmazlığın adli yargıda ve mevcut delillere göre çözümlenmesi gerekir. Taşınmazın bir bölümünün (teknik bilirkişi raporuna göre 177.000) metrekare Hazinenin taraf olduğu tescil ilamı ile oluşan davacılar tapusu kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında kesin hüküm bulunduğuna göre uyuşmazlığın kesin hüküm çerçevesinde karara bağlanması yasa gereğidir.
Hal böyle olunca taşınmazın davacıların tapusu kapsamında kalan bölümünün davacılar adına tescil edilip, fazlaya ilişkin talepleri reddedilmelidir. Mahkemece kesin hükme, bu hükme dayanılarak oluşturulan tapuya değer verilmeden işlemin idari olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün 1600 sayılı parsel yönünden BOZULMASINA 7.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy