(1086 S. K. m. 237)
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 109 ada l parsel parsel sayılı 11043 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmaması nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacı G. Köyü Tüzel Kişiliği, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilliyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı G. Köyü Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma yetersiz değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Çekişmeli taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiş, davacı G. Köyü Tüzel Kişiliği kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece başkaca hiçbir araştırma yapılmadan ve ilam mahalline uygulanıp kapsamı belirlenmeden Çankırı Kadastro Mahkemesinin 2005/13-44 esas ve karar sayılı ilamının taraflar yönünden kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 237. maddesine göre kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için davanın taraflarının, dava konusu edilen yerin ve dayanılan hukuki sebeplerin aynı olması gerekir.
Mahkemece kesin hüküm olarak kabul edilen ilamda davacı M., davalılar ise Hazine ile G. Köyü Muhtarlığıdır. İlamdan da anlaşılacağı üzere Hazine'yle Köy Muhtarlığı söz konusu davada aynı safta yer almış bulunmaktadırlar. Kesin hükümden söz edilebilmesi için her iki davada da taraflardan birinin davalı diğerinin davacı olması gerekmektedir. Mahkemece kesin hüküm olduğu kabul edilen ilamda her iki tarafta davalı durumdadır.
Bu nedenle kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Doğru sonuca varılabilmesi için taraflardan iddia ve savunmalarıyla ilgili tüm delilleri sorulup celbedilmeli, komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında varsa tarafların dayandığı kayıtlar uygulanıp kapsamları belirlenmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, uzman ziraat mühendisinden taşınmazın niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Hiçbir araştırma yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 30.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy