(2004 S. K. m. 340)
Dava ve Karar: Ödeme şartını ihlal eyleminden borçlu A. Ç.nin beraatine dair, Eyüp İcra Mahkemesinin 10.07.2007 tarihli ve 2007/385-1225 sayılı kararına yönelik itirazın kabulüne ve borçlunun üç aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mercii Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.08.2007 tarihli ve 2007/948-865 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından verilen 06.11.2007 gün ve 56212 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 05.12.2007 gün ve K.Y.B:2007/250851 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi.
Tebliğnamede, taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın faiz, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerini de kapsar şekilde rakamsal olarak belirlenmesi gerektiği, taahhüt tutanağında ödenecek toplam borç miktarının bütün ferileri ile birlikte hesaplanıp açıkça gösterilmemiş olması karşısında taahhüdün hukuken geçerli olmadığı gözetilmeksizin itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, borçlu sanık hakkında Eyüp 1.İcra Müdürlüğünün 2006/5894 esas sayılı dosyasında yapılan takip sırasında 11.01.2007 tarihinde yapılan haciz sırasında icra memuru huzurunda alacaklı vekilinin kabulüyle düzenlenen taahhütte toplam borç miktarının bütün ferileriyle birlikte hesaplanıp gösterilmediği, son taksit tarihi olan 19.2.2007 tarihinde ödenecek miktar gösterilmeyerek "....kalan bakiyeyi 19/2/2007 tarihinde tüm ferileriyle birlikte ödemeyi taahhüt ederim." şeklinde taahhütde bulunmuş ise de, 19.2.2007 tarihinde ödenecek miktar belirli değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.2.2001 tarih, 2001/8-19 esas ve 2001/26 sayılı kararında da belirtildiği üzere, taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunması zorunludur. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için taahhüt esnasında ödenecek miktarın hiç bir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar belirlenmediğinde hangi miktar için taahhütte bulunulduğu, kabulün de hangi miktar nazara alınarak yapıldığı saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali halinde cezai sorumluluk doğmayacaktır.
Dosya içerisindeki taahhütnamenin incelenmesinden de görüleceği üzere borçlu icra masraf ve faizleri olarak kabul ettiği borç miktarını belirlenen tarihler içerisinde ödemeyi taahhüt etmiş, son ödeme tarihi olan 19.2.2007 tarihinde miktar belirtmeden bakiyesini tüm fer'ileriyle birlikte ödemeyi taahhüt etmişlerdir.19.2.2007 tarihine kadar oluşacak miktar belirli olmadığından borcun ve taahhüdün miktarının açık olarak saptandığından söz edilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Eyüp 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 03.08.2007 tarih ve 2007/948-865 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK'nun 309/ 4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Borçlu sanık A. Ç.nin taahhüdü ihlal eyleminden dolayı tazyik hapsi ile cezalandırılmasına yer olmadığına, hakkındaki cezanın ÇEKTİRİLMEMESİNE,
Dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2008 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy