16. Hukuk Dairesi 2009/5278 E., 2009/6733 K. GÖREV KADASTRO TESPİTİ
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü:
1969 yılında yapılan kadastro sonucu 41 parsel sayılı 940.375 ve 42 parsel sayılı 824.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar U... (Ş... B... C.) Vakfı adına tespit ve tescil edilmişlerdir. Davacı, 19.09.2008 tarihli dava dilekçesiyle; daha önce çekişmeli taşınmazlarla ilgili olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını ve davanın açılmamış sayılmasına karar ve-rildiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 1. maddesi uyarınca yar-gılamaya devam olunması gerektiğini belirterek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kadastro mahkemesince sonuçlandırılması gereken bir dava bulunmadığı ve kadastro tespitinin 1970 yılında yapılmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Davacılar, K... Köyü 41 ve 42 parsel sayılı taşınmazlar hakkında tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmışlar ve tespit tarihinde bu taşınmazlarla ilgili olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde derdest bir dava bulunduğunu bildirmişlerdir. Dosyanın incelenmesinden, 41 ve 42 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin 18.09.1969 tarihinde yapıldığı ve 03.04.1970 ila 04.04.1970 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılarak 05.05.1970 tarihinde tespitlerin kesinleştirilip taşınmazların davalı Vakıf adına tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından çekişmeli taşınmazlarla ilgili olduğu iddia edilen, Diyarbakır İkinci Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1979/379 esas, 1986/432 karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde ise, davanın Sinan oğlu Mehmet tarafından, 23.08.1966 tarihinde açılan tescil davası olduğu, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı tarihte derdest bulunduğu ve 01.07.1986 tarihinde, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Kadastro tespit günü itibariyle haklarında genel mahkemelerde derdest dava bulunan taşınmazların davalı olarak tespit edilip kadastro tespit tutanaklarının ve eklerinin gerçek malikin belirlenmesi için Kadastro Mahkemesine gönderilmesi yasal zorunluluk olup, söz konusu tutanakların kesinleştirilmiş olması hukukça bir değer taşımamaktadır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların iddia edildiği şekilde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte plan davanın kapsamında kalıp kalmadıkları araştırılmamıştır. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşabilmek için öncelikle çekişmeli taşınmazların Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın kapsamında olup olmadıklarının tespiti amacıyla mahallinde yöreyi bilen, yaşlı, ehil ve davada yararı bulunmayan kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ile uzman fen bilirkişisi eliyle keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte yerel bilirkişilerden Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası içinde bulunan dava dilekçesinde yazılı sınırlar okunup, sorularak tapuya tescili istenen taşınmazın kapsamı belirlenmeli, dava kapsamına ilişkin uygulamada Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası içinde bulunan fen bilirkişi raporundan da yararlanılmalı, keşifte hazır bulundurulacak uzman fen bilirkişisine mahalli bilirkişilerce gösterilen noktaları ve Asliye Hukuk
Mahkemesi dosyası içinde yer alan dava kapsamına ilişkin fen bilirkişi haritası ile kadastro paftasını çakıştıracak şekilde ayrıntılı harita düzenletilmelidir. Yapılacak uygulama sonucunda çekişmeli 41 ve 42 parsel sayılı taşınmazların Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava kapsamında olmadığının anlaşılması halinde, tutanakların usulüne uygun şekilde kesinleştirildiği ve kesinleşmiş tutanaklar hakkında açılacak davalarda Kadastro Mahkemelerinin görevli olmadıkları düşünülerek davanın görev nedeniyle reddine ve dosyanın talep halinde görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmeli; çekişmeli taşınmazların Asliye Hukuk Mahkemesince, açılmamış sayılmasına karar verilen tescil davasının kapsamında olduğunun anlaşılması halinde ise, tutanakların kesinleştirilmesinin hukukça değer taşımayacağı ve tutanakları kesinleşmeyen taşınmazlar hakkındaki davalarda Kadastro Mahkemelerinin görevli bulunduğu dikkate alınarak işin esasına girilmeli, kadastro sonucu oluşan tapu kaydı esas alınarak daha sonra tedavül gören taşınmazların davalı Vakıf haricinde kalan malikleri davaya dahil edilmeli, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/son maddesi koşulları da tartışılmalı, tüm iddia ve savunmalar doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün (BOZULMASINA), 20.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy