MAHKEMESİ:KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 216 ada 12 parsel sayılı 1143.59 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile çekişme konusu 216 ada 12 sayılı parselin teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 423.13 metrekarelik bölümünün davacı Hazine adına, (A) harfi ile gösterilen 720.46 metrekarelik bölümünün davalı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından taşınmazın (A) bölümü bakımından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu, taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Dosya içinde bulunan ziraatçı bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde yem bitkisi ekili ve zeytin fidanı dikili olduğu en az 50 yıldır tarım yapıldığı belirtilmekte ise de raporun ekinde bulunan fotoğraflarda ve davacı Hazine vekilinin dosyaya sunduğu fotoğrafta taşınmazın taşlık yapıda olduğu görülmektedir. ziraatçı bilirkişi raporu taşınmazın niteliği hususunda yeterli açıklamayı içermemektedir. Yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının taşınmazın temyize konu bölümü üzerindeki zilyetliğin başlangıcını, niteliğini ve sürdürülüş biçimini yeterince açıklamaktan uzak olduğu anlaşılmaktadır. Doğru sonuca varılabilmesi için, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları, tüm tespit bilirkişileri ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ile tespit bilirkişilerinden taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve ne surette intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, Hakimin, taşınmazın konumu, toprak yapısı, üzerindeki bitki örtüsü ve çevre taşınmazlara göre arz ettiği özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına geçirilmeli, üç ziraat mühendisinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazın niteliğinin belirlenmesi bakımından eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın niteliğini gözlemlemeye imkan verecek şekilde fotoğrafları çektirilip, taşınmaza aidiyeti onaylanarak dosyaya konulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulnduğundan kabülü ile hükmün BOZULMASINA, 15.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy