(3402 S. K. m. 14, 16)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca tetkiki istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 113 ada 24 parsel sayılı 358.458,19 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, orta malı olarak mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı A.K., kanuni süresi içerisinde irsen intikal ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 9744,25 metrekarelik bölümünün davacı adına tesciline, kalan kısmının tespitte olduğu gibi mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kadastro tespiti sırasında mera olarak sınırlandırılan 113 ada 24 parsel sayılı taşınmazın davaya konu edilen ve bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen bölümünün mera olmadığı ve davacı yararına 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Taşınmazın çekişmeli bölümü, mera olarak tespit edilen 113 ada 24 parsel sayılı taşınmazın ortasında kalmakta ve çekişmeli bölüm ile çevresini oluşturan mera parseli arasında doğal ya da yapay nitelikte, ayırıcı unsur olarak sabit bir sınır bulunmamaktadır. Tutanak tanıkları da taşınmazın mera olduğunu doğrulamaktadır. Çekişmeli taşınmaz bölümü de meranın ortasında kalmakta ve mera bütünlüğünü bozar niteliktedir. Hal böyle olunca taşınmazın çevresini oluşturan meraya el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir. Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça bir değer taşımaz. Bu sebeplerle davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi gereğince mera niteliği ile sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması isabetsiz, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy