MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 223 ada 5 ve 9 parsel sayılı 3148.79 ve 11703.21 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 223 ada 5 sayılı parsel kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ..., 223 ada 9 sayılı parsel devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., yasal süresi içinde 223 ada 3 sayılı parselin tespit maliki olduğunu dava konusu 223 ada 5 ve 9 sayılı parsellerden yol geçtiğinden bahisle taşınmazlardan geçen umumi yolun belirlenerek yol olarak bırakılmasını istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın 3402 sayılı Yasa'nın 36/1. maddesi gereğince ispat edilemediğinden reddine ve çekişme konusu 223 ada 5 ve 9 sayılı parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, verilen süre içerisinde davacı tarafın keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı ve mevcut delillere göre de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesinin verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece hükme dayanak yapılan ara kararda 18.5.2009 tarihinde keşif günü verildikten sonra keşif gideri olarak teknik bilirkişiler ve yerel bilirkişiler üçretleri mahkeme heyeti olmak üzere toplam 422.62 TL keşif giderinin keşif tarihinden 20 gün önce yatırılmak üzere kesin süre verildikten ve bu konuda ihtarat yapıldıktan sonra keşif gideri davacı tarafça süresi içinde yatırıldığı takdirde yerel bilirkişilere keşif gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğine ve 27.00 TL pul ücretinin davacı tarafça karşılanmasına şeklinde toplam keşif giderinden ve kesin süre ve ihtaratından sonra gider gösterilerek yerel bilirkişiler için verilen tebliğ giderinin yukarıda belirlenen kesin süre içinde olup olmadığı yönünde karışıklık yaratıldığı gibi keşif giderleri içinde araç ücreti de takdir edilmemiştir. Bu durumda verilen kesin süre usulüne uygun kabul edilemeyeceğinden yazılı gerekçeye dayanılarak davanın reddine karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.