MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Davacının tutunduğu tapu kaydının Kangal Asliye Hukuk Mahkemesinden verilmiş Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğinin de taraf olduğu hukuken geçerli ve kesinleşmiş bir hükme dayanması nedeniyle, bu tapu kaydına değer vermenin zorunlu bulunduğu; ancak, gerek mahkeme ilamında, gerekse de tapu kaydında taşınmazın yüzölçümünün gösterilmediği; tapu kaydındaki taşınmazın niteliğinin “ağıl ve çayır” olduğu, mahallinde yapılan keşifte ağıla ait kalıntıların zeminde bulunduğu ve aynı bölgede bir bölüm yerin kayıt maliklerince kullanıldığının anlaşıldığı; sorunun ağıl ve çevresinde çayır olarak kullanılan ve tapu kaydı kapsamında kalan alanın yüzölçümünün nasıl belirleneceği noktasında toplandığı; anılan tescil ilamının ikinci sayfasında, dava konusu taşınmazların yüzölçümlerinin 20’şer dönümü geçmediğinin belirtildiği; hal böyle olunca, mahkemece mahallinde yeniden keşif ve uygulama yapılarak davacının dayanağını oluşturan tapu kaydının yöntemince uygulanması, özellikle Veysel tarlası sınırının belirlenmesine çalışılması, ağıl harabesi ve çevresinin davacının dayanağını oluşturan tapu kaydının kapsamında kaldığının belirlenmesi ve bu bölümün ziraatçi bilirkişi tarafından da çayır olarak kullanıma elverişli olduğunun bildirilmesi halinde zeminde bulunan ağıl yeri kalıntıları ve çevresinde davacı tarafça kullanılan azami 20 dönüm bölümün tapu kaydının miktarı ile kapsadığı yer kabul edilerek, tapudaki payı oranında davacı adına, geri kalan payların Hazine adına ve belirlenecek tapu kaydının kapsamı dışında kalan bölümün ise mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, ... İli ... İlçesi ... Köyü 102/11 ada/parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ve tefrik ile teknik bilirkişi ... ... Oruç’un 20/10/2009 havale tarihli raporunda “A” harfi ile gösterilen kısmın; 1/5 hissesinin ... oğlu, 1962 doğumlu, ..., 1/5 hissesinin ... oğlu, 1927 doğumlu, ... ..., 1/5 hissesinin ... oğlu, 1900 doğumlu, ... ..., 1/5 hissesinin ... oğlu, 1903 doğumlu, Veysel Doymuş, 1/5 hissesinin Nebi oğlu, 1914 doğumlu, ... adına tespit ve tesciline, geri kalan kısımların ise mera vasfıyla sınırlandırılıp özel siciline kaydına, kararın infazında tereddütlere neden olmamak için Efendi Doymuş, Bilal Doymuş, Veysel doymuş ve ...’un verasetinin karara eklenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Hazine temsilcisinin diğer temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır. Ancak; anılan ve mahkemece uyulan Dairemiz bozma kararında açıkça “…tapu kaydının miktarına göre belirlenen kapsamının… tapudaki payı oranında davacı adına, geriye kalan payların Hazine adına tesciline” karar verilmesi gereğine işaret edildiği halde, mahkemece davacının payı dışında kalan payların ilgili tapu malikleri adına tesciline karar verilmiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak doğar ve mahkemece hüküm kurulurken usuli kazanılmış hakların gözetilmesi zorunludur. Hal böyle olunca; Dairemizin önceki bozma kararında belirtildiği gibi, davacının dayanağını oluşturan tapu kaydının miktarına göre belirlenen kapsamında kalan bölümün ağıl ve çayır” niteliği ile tapudaki payı oranında davacı adına, geriye kalan tapu payları yönünden dava açılmadığından ve tapu paydaşları arasındaki ilişkinin müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olması nedeniyle bu payların Hazine adına teciline karar verilmelidir. Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.