MAHKEMESİ:KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 105 ada 45 parsel sayılı 12882.27 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına, 105 ada 46 parsel sayılı 9360.44 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, irsen intikal, taksim, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kaldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu olmayan 105 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 25.02.2009 tarihli kısa kararında "davaların kabulüne, 105 ada 45 ve 46 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine" karar verildiği halde, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, dava konusu olmayan 105 ada 1, 2 ve 3 parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmek sureti ile kısa karar ile gerekçeli karar arasında hüküm kurulan parseller yönünden çelişki yaratılmıştır. HUMUK.nun 388 ve 389. maddeleri gereğince kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Kararların farklı ve çelişkili olması mahkemelere olan güven ilkesini zedeler. Bu husus 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi bozma nedenidir. O halde, önceki kararla bağlı kalınmaksızın çelişkinin giderilmesi suretiyle yeniden bir hüküm kurulması gerekli olup, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 28.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy