MAHKEMESİ:KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 35, 132, 181, 229, 433, 537, 1414 ve 1551 parsel sayılı 3300, 4300, 4800, 9650, 2650, 18000, 702 ve 378 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davasının yargılaması sırasında davanın kabulüne dair verilen önceki günlü karar, davalı Hazinenin temyizi üzerine; Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 30.11.1977 tarih, 1977/7370-10666 sayılı Kararı ile özetle "zilyetliğin başlangıç tarihinin ve süresinin belirlenmesi, taşınmazların tapu sicilinde kayıtlı olup olmadıklarının araştırılması, 1617 sayılı Yasa ile 766 sayılı Yasanın 33.maddesindeki kısıtlamaların nazara alınması" gereğine değinilerek bozulmuştur. Bozma sonrasında dava dosyası, davaya konu olan taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli 35, 132, 181, 229, 433, 537, 1414 ve 1551 parsel sayılı taşınmazların davacılardan Fatma Yıldız mirasçıları adlarına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tarım arazisi olduğu, davacı yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğuna göre, bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin yerine getirilmesi zorunludur. Hükmüne uyulan bozma ilamında” taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş biçiminin ve süresinin belirlenmesi, çekişmeli taşınmazların tapu sicilinde kayıtlı olup olmadıklarının araştırılması, 1617 sayılı Yasa ile değiştirilen 766 sayılı Yasa'nın 33.maddesindeki kısıtlamaların göz önüne alınması” gereklerine işaret edilmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazlara komşu bulunan tüm taşınmazların onaylı tutanak örnekleri ile dayanağı olan belgeler getirtilmemiş, çekişmeli taşınmazların tapuda kayıtlı oldukları belirlenmesine rağmen tapu kayıtları uygulanarak kapsamları yöntemince belirlenmemiştir. Mahalli bilirkişi ile tarafların bildirdiği ve bildireceği tüm tanıkların dinlenilmesi suretiyle taşınmazların niteliği, intikali ve tasarrufu hakkında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmamış, davacılar adına belgesiz olarak aynı çalışma alanı içinde
taşınmaz tespit edilip edilmediği dairelerinden sorulmak suretiyle Yasa'da öngörülen miktar araştırması yapılarak davacı tarafın belgesizden edinebileceği taşınmaz miktarı belirlenmemiştir. Mahkemece bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.