MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan, dava sonucunda verilen kararın düzeltilerek onanmasına ilişkin yukarda belirtilen ilamın karar düzeltme yolu ile incelenmesi Hazine tarafından süresinde istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
2859 sayılı Yasa uyarınca yapılan kadastro sırasında davacı Hazineye ait 6.818 metrekare yüzölçümlü 126 ada 9 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü 5.942,28 metrekare olarak tespit edilmiş, davacı Hazine tarafından yasal süresi içinde, taşınmazın bazı bölümlerinin komşu taşınmazlarda kaldığı iddiasına dayanılarak komşu 126 ada 6, 7, 8, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak dava açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları Dairemizin 22.10.2009 tarih ve 2009/5765 Esas 2009/6833 Karar sayılı ilamıyla “kararın hüküm bölümünün 2. fıkrasının sonundaki “reddine” sözcüğünden sonra gelmek üzere “çekişmeli 126 ada 6, 7, 8, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazların yenileme tespitlerindeki geometrik şekil ve yüzölçümleriyle tapuya tescillerine” sözcüklerinin karara eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu haliyle” onanmasına karar verilmiştir. Bu kez davacı Hazine vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Dava, 2859 sayılı Tapulama ve Kadastro Paftalarının Yenilenmesi Hakkında Kanun uyarınca yapılan yenileme kadastrosundan kaynaklanmaktadır. Yenileme kadastrosunun amacı, teknik nedenlerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen kadastro ve tapulama paftalarının yenilenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesidir. Bu işlem doğal olarak taşınmaz sınırlarında kısmi değişiklikler yapmayı gerektirmektedir. Ancak Yasanın 4. maddesinde, hangi hallerde bu sınırların değiştirilebileceği açıkça belirtilmiştir. Buna göre; kadastro ve tapulama paftalarındaki sınırlar yenilenirken;
1) İlk kadastro ve tapulamanın tahdit ve tespit ettiği parsel sınırları esas alınır.
2) Parsellerin sınırları değişmemiş ve ortak sınırlar hususunda malikler arasında bir ihtilaf yoksa yeni bulunan değerler aynen kabul edilir.
3) Parsel sınırları değişmiş ve işaretsiz ise, ortak sınırlar konusunda anlaşmazlık varsa, kadastro ve tapulama paftaları ile eki olan fenni belgelere göre sınırlar belirlenir.
4) Ada içinde yer alan taşınmazların toplam yüzölçümü ile paftalar arasında farklılık bulunuyorsa bu fark eşit oranda tüm ada içindeki parsellere dağıtılmak suretiyle dengeleme yapılır.
Yine, aynı Yasa'nın 4/1. maddesi uyarınca yenileme, sadece teknik çalışmaları kapsar; mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz. Başka bir anlatımla ortak sınıra ve mülkiyet hakkının kime ait olduğuna ilişkin ihtilaflar yenileme kadastrosunun konusu değildir.
Somut olaya gelince; gerçekten de Hazineye ait 126 ada 9 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü ilk kadastro sonucu 6.818 metrekare olarak belirlenmişken yenileme kadastrosu çalışmaları sonucunda taşınmazın geometrik şekli değiştirilmiş ve yüzölçümü 5.942,28 metrekareye düşürülmüştür. Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişi raporunda ilk kadastro sınırları ile yenileme kadastrosu sınırları çakıştırılarak gösterilmiştir. Bu uygulamadan, ilk kadastro paftasının zemine uygulanabilir nitelikte olduğu yani pafta haritasındaki sınırların zeminde tespit edilebildiği görülmektedir. Hazine, yenileme kadastrosuyla belirlenen sınırları kabul etmediğine göre taraflar arasında zemindeki sınırlar hususunda bir uyuşmazlık bulunmaktadır. Yine, sözkonusu sınırlardaki değişimin adanın bütününde meydana gelen kaymadan ya da hesap hatasından kaynaklanmış olamayacağı da açık olduğu gibi fen bilirkişi raporunda da bu yönde bir bulgudan bahsedilmemiş, aksine farklılığın “sınırlandırma” hatasından kaynaklandığı vurgulanmıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere, yenileme kadastrosu sırasında sınırlandırma hataları incelenemez; ilk kadastro sırasındaki tahdit ve tespitler esas alınır. Aksi durum, mülkiyet hakkının tartışıldığı anlamına gelir ki bu husus yenileme kadastrosunun kapsamı dışındadır. Sözü edilen ve 07.10.2008 havale tarihli fen bilirkişi raporundan, Hazineye ait 126 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ilk kadastro sırasında belirlenen sınırlarının sonradan değiştirildiği, yenileme kadastrosu sırasında 2859 sayılı Yasa'nın 4. maddesinde açıklanan ilkelere uygun hareket edilmediği, rapor ekinde yer alan haritada (A), (F) ve (E) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin Hazine'ye ait 126 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ilk kadastro sınırları içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile 126 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın reddine ve yenileme tespitleri gibi tapuya tescillerine, 126 ada 8, 9, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazların yenileme kadastrosu tespitlerinin kısmen iptali ile 126 ada 8 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A), 10 parsel sayılı taşınmazın (F) ve 11 parsel sayılı taşınmazın (E) harfiyle gösterilen bölümlerinin ifraz edilerek 126 ada 9 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine ve 126 ada 9 parsel sayılı taşınmazın bu şekilde tapuya tesciline, 126 ada 8, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazların geriye kalan bölümlerinin yenileme tespiti gibi tapuya tescillerine karar vermek gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Kabule göre de mahkemece davanın reddine karar verilmekle yetinilip çekişmeli taşınmazlar hakkında tescil hükmü kurulmaması da isabetsizdir. Davacı Hazinenin temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA karar verilmesi gerekirken, Dairemizin yukarıda sözü edilen ilamıyla hükmün düzeltilerek onandığı anlaşılmakla, davacı Hazine vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 22.10.2009 tarih ve 2009/5765 Esas, 2009/6833 Karar sayılı düzelterek onama kararının kaldırılmasına, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy