MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 386 ve 389, 102 ada 215 ve 216 parsel sayılı 14677.64 ve 7882.62, 14.715.56 ve 3608.24 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar ... ve müşterekleri tarafından davalılar aleyhine Asliye hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda 101 ada 389, 102 ada 215 ve 216 sayılı pararsellerin Sivas 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/27 Esas, 2020/514 Karar sayılı ilamında belirtilen muris Kuzuoğullarından ... adına, 101 ada 386 parselin ise Hazine adına tesciline ve taşınmazların malikhanelerinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiş; hüküm, Hazine vekili ile davacı ... mirasçısı ... ile katılma yoluyla davacılar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, çekişmeli 101 ada 386 parsel sayılı taşınmazın davacıların dayanağını oluşturan tapu kaydı kapsamında kalmakla birlikte taşınmaz üzerinde davacıların zilyetliklerinin bulunmadığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmişse de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. 101 ada 386 parsel sayılı taşınmaz, halen davalı olduğu anlaşılan 101 ada 346 parsel sayılı mera taşınmazının sınırları içinde kalmaktadır. Davacıların dayanağını oluşturan tapu kayıtları Mart 1292 tarihli kayıttan gelmekte olup miktarı tesis ve ilk tedavülünde 5 dönüm (=4595 m2) iken Temmuz 1324 tarih 146 ve 23.8.1933 tarih 35 numaralı tedavüllerinde miktarı 20 dönüm (=18380) olarak gösterilmiştir. Sınırları ise “mezar” veya “tekmezar”, “abul kahya” veya “topal Kahya,” “acusu”, “ankayası” veya “atkayan” ve bazı kayıtlarında ek olarak “çay” olup, değişebilir sınırlıdır. Çekişmeli taşınmazın miktarı ise 14677.64 m2 dir. Mahkemece tapu kaydının miktarında sonradan oluşan değişimin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı araştırılıp belirlenmeden kayıt uygulaması yapılarak tapu kaydının kapsamı yöntemince tayin edilmeden ve tapu kaydının miktar fazlası bölüm olması halinde, bu bölüm üzerinde davacılar yararına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılmadan karar verilmiştir. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle tapu kayıtları üzerinde tapu işlerinden anlayan bilirkişiye inceleme yaptırılarak tapu kaydının miktarında oluşan değişimin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve çekişmeli taşınmaza ait tutanağın malik hanesi açık olarak kadastro mahkemesine devredilmiş olması ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca re’sen malik araştırması yapılmasının zorunlu olması nedeniyle pay sahipleri ve pay oranlarını bildirecek şekilde ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bundan sonra, komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tarafların aynı şekilde bildirecekleri tanıklar, üç kişiden oluşacak ziraatçi bilirkişi kurulu ve uzman fen bilirkişi hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalı, davacıların dayanağını oluşturan tapu kaydı 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca yöntemince mahalline uygulanmaya çalışılmalıdır. Özellikle tapunun tesis tarihi itibariyle mevki ile “mezar”, “abul kahya", “acısu”, “ankayan” ve “çay” sınırlarının tespitine çalışılmalı; bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı tanınmalıdır. Uygulamada bir kaydın çekişmeli taşınmaza uyduğunun kabul edilebilmesi için mevki ve hudutlarının uyması gereği gözetilmelidir. Tapu kaydında okunan sınırların değişebilir olması ile çekişmeli taşınmazın eylemli olarak 346 parsel sayılı mera parselinin içinde kalması nedeniyle, tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğunun anlaşılması halinde sabit sınırından itibaren tapu kaydına uzman tapucu bilirkişi raporuna göre miktarınca 4595 m2 veya 18380 m2 olarak kapsam tayin edilmelidir. Tapu kaydı miktarının 4595 m2 olduğunun kabul edilmesi ve kayıt miktar fazlası kaldığının belirlenmesi halinde, bu bölüm yönünden yöntemince mera araştırması yapılmalıdır. Keşfe katılacak yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından kayıt miktar fazlası bölümün öncesinde ne olduğu, orta malı mera olup olmadığı kim tarafından hangi tarihten beri ne şekilde kullanıldığı sorulup saptanmalıdır. Davacıların, ikinci keşif tutanağına geçen beyanları ile kullanımlarının kadastro tespit tarihinden sonra başladığını bildirmiş oldukları üzerinde durularak adlarına edinme koşullarının oluşup oluşmayacağı tartışılıp değerlendirilmelidir. Gerektiğinde bu davanın komşu 346 parsel sayılı taşınmazın derdest davası ile birleştirilmesi gereği üzerinde durulmalıdır. Keşfe katılacak ziraatçi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildirir, özellikle dayanak tapu kaydının kayıt miktar fazlası bölümü olması halinde bu bölümünün mera mı, tarım arazisi mi olduğunu irdeleyen, çekişmeli bölümün komşu mera parselinden nasıl ayrıldığını, arada doğal veya yapay ayırıcı unsur niteliğinde sınır olup olmadığını açıklar, gerektiğinde çekişmeli bölümün değişik yönlerden çekilecek fotoğrafları ile desteklenmiş ve komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerien ayrıntılı rapor alınmalıdır. Keşfe katılacak fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı izleyip denetlemeye olanak veren, gösterilen sınırların işaretlenmiş olduğu ve tapu kaydı uygulamasını açıklayan ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre, özellikle tapu kayıtlarının mülkiyet belgeleri olmaları nedeniyle ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesindeki koşullarının gerçekleşmesi sonucu hukuki değerlerini kaybetmeleri hali dışında tapu kayıtlarına değer verilmesi gereği gözetilerek ve alınacak pay raporu uyarınca pay sahipleri ve pay oranlarını gösterecek şekilde karar verilmelidir. Hükmü temyiz eden davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 101 ada 386 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmün BOZULMASINA,
2- Mahkemece çekişmeli 101 ada 389 ile 102 ada 215 ve 216 parsel sayılı taşınmazların davacıların dayanağını oluşturan tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. 101 ada 389 parsel sayılı taşınmaz, halen davalı olduğu anlaşılan 101 ada 346 parsel sayılı mera parselinin; 102 ada 215 ve 216 parsel sayılı taşınmazlar ise, yine davalı olduğu anlaşılan 101 ada 208 parsel sayılı mera parselinin sınırları içinde kalmaktadırlar. Davacıların dayanağını oluşturan tapu kaydı Mart 1292 tarihli kayıttan gelmekte olup miktarı 20 dönüm (18380m2)'dür. Çekişmeli bu üç taşınmazın miktarı ise toplam 26.206,42 m2'dir. Tapu kaydının hudutları ise (iki tarafı) “çay”, “yol” ve "... tarlası” olup ... tarlası dışında değişebilir sınırlıdır. Mahkemece, yöntemince kayıt uygulaması yapılıp tapu kaydına yöntemince kapsam tayin edilmeden ve tapu kaydının kayıt miktar fazlası olan bölümler üzerinde davacılar yararına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulmadan karar verilmiştir. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tarafların aynı şekilde bildirecekleri tanıkları, üç kişiden oluşacak ziraatçi bilirkişi kurulu ve uzman fen bilirkişi hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, davacıların dayanağını oluşturan tapu kaydı 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca yöntemince mahalline uygulanmalı, özellikle tapunun tesis tarihi itibariyle “çay”, “yol” ve “... tarlası” sınırlarının tespitine çalışılmalı; bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı tanınmalıdır. Uygulamada bir kaydın çekişmeli taşınmazlara uyduğunun kabul edilebilmesi için mevki ve üç sınırının uyması gereği gözetilmelidir. Tapu kaydında okunan “çay” ve “yol” sınırlarının değişebilir olması ile çekişmeli taşınmazları eylemli olarak 208 ve 346 parsel sayılı mera parsellerinin içinde kalmaları nedeniyle tapu kaydının çekişmeli taşınmazlara uyduğunun anlaşılması halinde sabit sınırından itibaren tapu kaydına miktarınca 18380 m2 olarak kapsam tayin edilmelidir. Tayin edilecek tapu kaydı miktarından miktar fazlası olarak ayrılacak bölümler yönünden yöntemince mera araştırması yapılmalıdır. Yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından bu bölümlerin öncelerinin ne olduğu, orta malı mera olup olmadığı, kim tarafından hangi tarihten beri ne şekilde kullanıldığı sorulup saptanmalıdır. Davacıların ikinci keşif tutanağına geçen beyanları ile kullanımlarının kadastro tespit tarihinden sonra başladığını bildirmeleri nedeniyle adlarına edinme koşullarının olup oluşmayacağı tartışılıp değerlendirilmeli, bu davanın komşu 208 ve 346 parsel sayılı taşınmazların derdest davaları ile birleştirilmesine gerek olup, olmadığı üzerinde durulmalıdır. Keşfe katılacak ziraatçi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazların tarımsal niteliğini bildiren, özellikle dayanak tapu kaydının kayıt miktar fazlası olduğu belirlenecek taşınmaz bölümlerinin mera mı tarım arazisi mi olduğunu irdeleyen çekişmeli bölümlerin komşu mera parsellerinden nasıl ayrıldığını, arada doğal veya yapay ayırıcı unsur niteliğinde sınır olup olmadığını açıklayan, gerektiğinde çekişmeli bölümlerin değişik yönlerden çekilecek fotoğrafları ile desteklemiş ve komşu taşınmazlarla karşılaştırılmalı değerlendirmeyi içeren ayrıntılı rapor alınmalıdır. Keşfe katılacak fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı izleyip denetlemeye olanak veren, gösterilen sınırların işaretlemiş olduğu ve tapu kaydı uygulamasını açıklayan ayrıntılı rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Hüküm kurulurken, çekişmeli taşınmazlara ait tutanakların malikhaneleri açık olarak Kadastro Mahkemesine devredilmiş olması ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca re'sen malik araştırması yapılmasının zorunlu olduğu gözönüne alınarak tapu kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp tapucu bilirkişiden pay sahiplerini ve pay oranlarını bildirir şekilde rapor alınmak suretiyle taşınmazların gerçek hak sahipleri adlarına tescillerine karar verilmelidir. Çekişmeli 101 ada 389 ile 102 ada 215 ve 216 parsel sayılı taşınmazlara yönelik Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükümlerin BOZULMASINA, 14.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy