MAHKEMESİ:KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 105 ada 32 ve 106 ada 82 parsel sayılı 4776.03 ve 5842.92 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 105 ada 32 sayılı parsel davalı ..., 106 ada 82 sayılı parsel davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., yasal süresi içinde tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin davacı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı .... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı ... vekilinin 106 ada 82 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazları yönünden; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile 106 ada 82 sayılı parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Davalı ... vekilinin 105 ada 32 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, iskan yolu ile oluştukları anlaşılan davacının dayanağı olan 28.03.1939 tarih 1759 sıra numaralı ve davalı dayanağı olan 27.03.1939 tarih 1671 sıra numaralı tapu kayıtlarının davalı parsele uyduğu, kullanım durumu dikkate alındığında taşınmaza zilyet olan davacının tapu kaydına değer verilmesi gerektiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli bulunmadığı gibi değerlendirme de dosya kapsamına uygun değildir. Uyuşmazlık, ortak sınıra ilişkindir. Davacının tapu kaydının doğu hududu “İlyas tarlası” demekle davalı tarafın tapu kaydının malikini, davalının tapu kaydının ise batısı “ Kinyas" olarak davacı tarafın tapu kaydının malikini okumaktadır. Taraf tapularının birbirini sınır komşusu olarak gösterdiği tartışmasızdır. Tarafların dayandığı tapu kayıtları yerel ve uzman bilirkişiler aracılığı ile mahalline uygulanarak ortak sınır belirlenmelidir. Bu şekilde ortak sınırın tespiti mümkün olmadığı takdirde tarafların bildireceği tanıklar arazi başında dinlenerek ortak sınırın tespitine çalışılmalıdır. Bu uygulama sonucunda taraflara ait tapu kayıtlarının oluşturulduğu tarihteki ortak sınır belirlenemediği takdirde, tapu kayıtlarının diğer sınırları da gereği gibi saptanıp taraf tapularındaki miktarlar göz önünde tutulmak, taşınmazların yüzölçümleri arasında orantı kurulmak ve taraflar arasında paylaştırılmak suretiyle tapuların kapsamları belirlenmelidir.Yapılan uygulama sonucunda davaya konu taşınmazın bir bölümünün davacıya ait tapu kaydı kapsamında kaldığı ve davalı tarafın zilyetliğinde bulunduğu saptandığı takdirde, bu bölümde davacının tapuda kayıtlı payının 2/3 olduğu gözetilmelidir. Kalan 1/3 pay açısından, tapudaki 1/3 pay sahibinin ölüm tarihi ve kullanım durumu nazara alındığında kaydın hukuki kıymetini kaybedip kaybetmeyeceği zilyet olan kişiler yararına 3402 sayılı Kanun'un 13/B-C maddesinde öngörülen şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp tartışılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy