MAHKEMESİ:KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 147 ada 18 parsel sayılı 21345,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Taşınmazın meraya sınır olması nedeniyle ... davaya dahil edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının yerinde olmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Mahkemece, dava konusu taşınmazın öncesinin mera olduğu ve mera olarak kullanıldığı belirtilmek sureti ile çekişmeli taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine ve yasa hükümlerine uygun bulunmamaktadır. Kadastro sırasında çekişmeli taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı adına tespit edilmiştir. Davacı aynı nedene dayanarak taşınmazın kendi adına tescili istemi ile dava açmıştır. Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği tarafından bu tespite karşı bir dava açılmadığı gibi, açılan davaya yöntemince katılma isteminde de bulunulmamıştır. Köy Tüzel Kişiliğinin dava sırasında dahili dava yolu ile davaya katılması da ona taraf sıfatı kazandırmayacaktır. Davada, 3402 Sayılı Kadastro Yasası'nın 30/2. maddesinde sayılan üç ayrık halden hiç birisi mevcut değildir. Bu durumda hakimin gerçek malik araştırması yapıp, davada taraf olmayan kişi veya kuruluş adına tescil kararı vermesi mümkün değildir. 1086 sayılı H.U.M.K.’nun 74. maddesi uyarınca hakim, davanın taraflarının iddia ve savunmalarıyla bağlı olup ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Kaldı ki Hazinenin ve Köy Tüzel Kişiliğinin hak düşürücü süre içerisinde her zaman dava açması mümkündür. Hal böyle olunca davacı tarafça ileri sürülen taşınmazın kendisine ait olduğu iddiası da ispatlanamadığına göre mahkemece davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup davalı ...’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.