MAHKEMESİ:KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 223 ada 2 parsel sayılı 233,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Sulh Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak sureti ile tespit edilmiştir. Davacı ... .... tarafından davalılar ... ve ... aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan senet iptali ve tescil davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro mahkemesince, çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek ve Hazine ile Köy Tüzel Kişiliği de davaya dahil edilmek suretiyle yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmaz 16 pay kabul edilerek 4/16 payının davacı ... ....., 3/16'şar payının da ..., ..., ... ve ... adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir. Ne var ki, mahkemece, taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı ... ......'den kaldığı, mirasçılar arasında geçerli bir paylaşım bulunmadığı, davalı ...’ın da mirasçılar arasında el birliği ile mülkiyete tabi bir taşınmazı bilerek satın almış olması nedeniyle iyi niyetli olduğundan söz edilemeyeceği kabul edilmek sureti ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davalı ... duruşmalarda, babası ... ...’in ölümü ile terekesinin paylaşıldığını ve dava konusu taşınmazın kendisine isabet ettiğini savunduğuna; davacı da, paylaşmayı kabul ederek, taşınmazın kendisine isabet ettiğini ileri sürdüğüne, yine duruşmada tanık olarak dinlenen taraflar dışındaki ... ..... mirasçıları da terekenin paylaşıldığını beyan ettiklerine göre ... .....’den intikal eden taşınmazların mirasçıları arasında paylaşıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın paylaşmada kime isabet ettiği konusundadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri ... ...’in ölümünden sonra terekesinin paylaşıldığını, bir kısım taşınmazların kız çocuklarına verildiğini, dava konusu taşınmazın ise davalı ...’e verildiğini, ...’ın ölümünden sonra taşınmazı bu davalının kullandığını beyan etmişlerdir. Paylaşıma bizzat katılan ... mirasçıları..... ve ...ise dava konusu taşınmazın, paylaşma tarihinde beraber yaşayan anneleri .... ile kardeşleri .....’e verildiğini beyan etmişlerdir. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın paylaşımda davacı ... ... ile davalı ...’e verildiğinin kabulü zorunludur. Her ne kadar davalı ... 28.10.2005 tarihli senet ile taşınmazı davalı ...’a satmış ise de, bu satışın Recep’in 1/2 payı ile sınırlı olacağı kuşkusuzdur. Kadastro tespit gününe dek davalının taşınmaz üzerinde 20 yıllık bağımsız zilyetliği de bulunmadığına göre mahkemece, dava konusu taşınmazın 1/2 payının davacı ... ... adına, 1/2 payının da davalı ... payını satın alan davalı ... adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile, hükmün BOZULMASINA, 17.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.