MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle "Komşu belde ya da köyler halkından seçilecek yerel bilirkişiler ile aynı yöntemle belirlenecek tanıklar, uzman bilirkişi fen memuru ya da kadastro teknisyeni ve uzman ziraat bilirkişisi, sağ olan belirtmelik tutanağı bilirkişileri ile kadastro tespit bilirkişileri huzuruyla taşınmaz başında keşif yapılması, öncelikle geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile mera tahsis haritasının ölçeği ve Hazineye ait tapu kaydının dayanağı olan toprak tevzii haritalarının ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi tarafından haritalar çakıştırılarak yerine uygulanması, Hazine tapularının ya da tahsisli meraların kapsamlarının kesin olarak belirlenmesi, 4342 sayılı Yasa'nm 21/2. maddesi hükmü de gözetilerek mera haritası içinde veya dışında kalan taşınmaz bölümleri hakkında yerel bilirkişi, sağ olan belirtmelik bilirkişileri ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, arazinin davacıya ne zaman intikal ettiği, taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı, kanunları uyarınca kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan taşınmazlardan olup olmadığı, taşınmazın Hazine tapusunun kapsamında kalması halinde, Hazine tapusunun ihdasından önceki zilyetliğin ne kadar süreye ulaştığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak bilgi alınması, taşınmazın Hazine adına oluşturulan tapu kaydı kapsamında kalması halinde sonradan şahıslara dağıtılıp dağıtılmadığının da araştırılması, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağının düşünülmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin davacı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre 175 ada 9 ve 177 ada 47 parsel sayılı taşınmaza yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2-) Davalı Hazine temsilcisinin 110 ada 52 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava konusu taşınmaz 110 ada 52 sayılı parsel olduğu halde bu parsel üzerinde bozma gereğince araştırma ve inceleme yapılmamış, sehven 110 ada 56 sayılı
parsel sayılı taşınmaz üzerinde keşif yapılmış, fenni bilirkişi ve ziraatçi bilirkişi de 110 ada 56 parsel sayılı taşınmaz hakkında rapor düzenlemişlerdir. Bozma ilamında işaret edildiği üzere çekişmeli 110 ada 52 sayılı parsel üzerinde; komşu belde ya da köyler halkından seçilecek yerel bilirkişiler ile aynı yöntemle belirlenecek tanıklar, uzman bilirkişi fen memuru ya da kadastro teknisyeni ve uzman ziraat bilirkişisi, sağ olan belirtmelik tutanağı bilirkişileri ile kadastro tespit bilirkişileri huzuruyla keşif yapılması, geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile mera tahsis haritasının ölçeği ve Hazineye ait tapu kaydının dayanağı olan toprak tevzii haritalarının ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı ile uzman bilirkişi tarafından haritaların çakıştırılmak suretiyle mahalline uygulanması, Hazineye ait tapuların ya da tahsisli meraların kapsamlarının kesin olarak belirlenmesi, taşınmazın öncesinin ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl ne zaman davacıya intikal ettiği, taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı, taşınmazın Hazine tapusunun kapsamında kalması halinde, Hazine tapusunun ihdasından önceki zilyetliğin ne kadar süreye ulaştığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak bilgi alınması, taşınmazın Hazine adına oluşturulan tapu kaydı kapsamında kalması halinde sonradan şahıslara dağıtılıp dağıtılmadığının da araştırılması, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağının düşünülmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davaya konu taşınmaz üzerinde bozma gereğince araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.