MAHKEMESİ : TRABZON İCRA MAHKEMESİ
Alacaklısını zarara uğratmak kastiyle mevcudunu eksiltmek suçundan sanıklar ..., ... ve ...’ın ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş; hüküm, yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının onama ve bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Mahkemece ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi sonunda;
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün İİK.’nun 366. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Sanıklar ... ve ... haklarında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi sonunda;
Sanık ...’a icra emrinin Tebligat Yasası hükümlerine uygun olarak 7.7.2006 tarihinde tebliğ edildiği gözetilmeyerek, adres araştırmadan yasaya aykırı olarak Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre ilk kez tebligat yapıldığı dolayısıyla hakkında kesinleşmiş takibin bulunmadığından bahisle beraatine karar verilmesi isabetsiz ise de;
Sanıklara isnat olunan suç İİK’nun 331.maddesinde, "Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltirse, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlendiği dikkate alındığında; suçun oluşumu için gereken en önemli koşullardan birisi de alacaklının alacağını tahsil edemediğini ispatlamasıdır. Bu durum ancak alacaklı tarafın takip dosyasında yaptığı işlemlerle anlaşılması mümkündür.
Somut olayda sanıklar aleyhine, 8.750.00 TL’nin tahsili amacıyla takibe başlandığı, 8.12.2005 tarihinde asıl borçlu ...'a ait 2.150.00 TL. değerinde menkul haczi yapıldığı, haciz tutanağında sanık ...'ın icra kefili olmayı kabul ettiği, sanık ... ...'ın da ödeme taahhüdünde bulunduğu ve en son 11.9.2007 tarihine kadar taksitlerini ödediği, dosyada alacağın tahsili amacıyla son olarak 04.06.2008 tarihinde yine borçlunun evinde haciz yapılmakla birlikte alacaklı tarafça haczedilen menkul malların İİK’nun 106.maddesinde düzenlenen sürede satışı istenmemiş, bankalardan mevduatları olup olmadığı sorulmamış, borçlular adına kayıtlı araçların varlığı araştırılmamıştır. Kısaca ispat yükü kendisinde bulunan alacaklı-müşteki tarafından alacağın tahsiline yönelik olarak iki haciz işleminden başka ciddi olarak girişimlerde bulunmamış, aksine hacizli malların süresi içerisinde satışını istememesi nedeniyle satışın düşmesine sebebiyet vermiştir. Eş anlatımla alacaklı, sanık ... ...'dan alacağını alamadığını ispatlayamadığından bu sanık yönünden verilen beraat kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Diğer sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden ise, 18/11/2008 tarihinde işyeri adresine haciz için gidildiğinde iki yıl önce işyerini ... ... isimli şahsa devrettiği anlaşılmış ve buna ilişkin tutunak düzenlenmiş olup, alacaklı vekili 21/11/2008 tarihinde icra dosyasında işlem yapmak suretiyle atılı suçu öğrenmesine rağmen İİK'nun 347.maddesinde belirtilen üç aylık süre içerisinde şikayette bulunmaması nedeniyle şikayet hakkının düşürülmesi yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün BOZULMASINA, ancak bu durum yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasından sanık ... için "beraatine" ifadesi çıkarılarak yerine "İİK'nun 347.maddesinde belirtilen üç aylık süre içerisinde şikayette bulunmaması sebebiyle müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine" ifadesi yazılmak suretiyle hükmün CMUK'nun 322.maddesi uyarınca kısmen isteme aykırı olarak düzeltilerek ONANMASINA, 13.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy