MAHKEMESİ:KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 110 ada 16 parsel sayılı 2554,91 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yolu ile gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, mahkeme huzurundaki zilyetlik süresine ilişkin ikrarı ve duruşmada dinlenen davacı tanığının da beyanına göre davacının taşınmaz üzerinde 20 yıla ulaşan ziyetliğinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davacı, dava dilekçesinde taşınmazın dedesinden babasına, babasından kendisine intikal eden yer olduğunu belirterek dava açmış, 17.07.2009 günlü duruşmada alınan imzalı beyanında dava dilekçesini tekrarladığını belirtip, taşınmazın mülkiyetinin ceddinden kaldığını ileri sürerek adına tesciline karar verilmesini istemiş; 05.02.2010 günlü duruşmada alınan imzalı beyanı ile de önceki beyanını tekrarladığını belirterek; taşınmazda 2 yılı babasına ait olmak üzere toplam 6 yıldır zilyet olduklarını, 4 yıl önce bağ diktiğini, öncesinin boş olduğunu belirtmiştir. Buna göre davacının beyanları arasında çelişki olduğu gibi, aynı beyanın içeriğinde de çelişki bulunmaktadır. Mahkemece bu çelişki açıkça giderilmeden, davacının ikrarı bulunduğu gerekçesiyle başkaca araştırma ve inceleme yapılmaksızın davanın esası hakkında karar verilmiş olması nedeniyle keşfe gerek olmadığına karar verilmesi isabetsizdir. Hal böyle olunca, davacıya dava dilekçesi yeniden okunup, açıklattırılmalı, taşınmaz üzerinde miras bırakanlarının zilyetliğinin ilk olarak ne zaman başladığı, bir başka ifade ile taşınmazın ilk kez ne zaman sahiplenildiği, öncesinin ne olduğu veya kime ait olduğu konusunda beyanı alınmalı, bundan sonra gerekirse taşınmaz başında keşif yapılarak davacının savunma ve delilleri toplanmalı, sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 06.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.