MAHKEMESİ: AFŞİN KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle "Yeniden keşif yapılarak tespite easas tapu kayıtları tek tek uygulanmak suretiyle kayıt kapsamlarının duraksamaya neden olmayacak şekilde tespit edilmesi, tapu kayıtlarının taşınmaza ait olduğu belirlendiği takdirde kayıt malikleri ile davanın tarafları arasında kanuni ve akti bağ araştırılıp, miras ilişkisi bulunmadığı tadirde kullanım durumu ve tapuda malik görünenlerin ölüm tarihleri nazara alınarak, kaydın hukuki değerini muhafaza edip etmediğinin tartışılması, tapu kayıtlarının uyduğu ve hukuki değerini koruduğu belirlendiği takdirde çekişmenin tapu kayıtlarına dayanılarak çözülmesi, taşınmazın tapusuz olduğunun belirlenmesi halinde yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte kime ait olduğu, kimden kaldığı kimin ne zamandan beri kullandığı, tarafların kök murisinden intikal etmiş ise murisin ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise hangi tarihte taksim edildiği, davalılara isabet etmiş ise diğer mirasçılara hisselerine karşılık ne verildiği, taşınmaz verilmiş ise nereden verildiği hususlarının etraflıca sorularak tespit edilmesi, gerektiğinde muristen intikal eden tüm taşınmazlara ait tutanaklarla komşu parsel tutanakları getirtilerek beyanların doğruluğunun denetlenmesi, toplanan delillerin tespit tutanağının edinme sebebindeki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılması gereğine değinilmiş, kabule göre de taşınmazın kimler adına, hangi paylar oranında tescil edileceği belirtilmeden veraset ilamına atıf ta bulunulmak suretiyle hüküm kurulmuş olması"da eleştirilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davacı ... ve ..., müdahil davacı ...'ın davalarının reddine, diğer davacıların davalarının kabulüne ve çekişme konusu 79 sayılı parselin Elbistan Sulh Hukuk Mahkemesinin 1985/29 Esas, 1985/846 Karar sayılı veraset ilamına göre ... mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm davacı ... mirasçısı Doğan Soydan ile müdahil davacı ... vekili, davacı ... mirasçısı ..., ... ve ..., davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tefhim edilen kısa kararda, “Müdahil davacı ...'ın davasının açılmamış sayılmasına, müdahil davacı ...'ın davasının reddine, davacıların davasının reddi ile dava konusu taşınmazın ... mirasçıları adına dosyadaki veraset ilamına göre payları oranında tesciline karar verildiği halde; gerekçeli kararda, müdahil davacı ...'ın davasının açılmamış sayılmasına, müdahil davacı ...'ın sabit bulmayan davasının reddine, davacı ... ve ...'ın sübut bulmayan davalarının reddine, diğer davacıların davasının kabulüne, çekişme konusu 79 sayılı parselin ... oğlu ... mirasçılarına dosyada bulunun Elbistan Sulh Hukuk Mahkemesinin 1985/29-846 sayılı veraset ilamı uyarınca terekesi 52800 pay kabul edilerek belirlenen payları oranında tesçiline karar verilmiştir. Tespit maliki davalı ... ölü olup ... ise mirasçısıdır. Tarafların murisi ... ise gerekçeli kararda esas alınan veraset ilamında ismi “Haceli” olarak geçmekte ve soyismi bulunmamaktadır. Kısa kararda davanın reddine karar verildiği halde gerekçeli kararda davanın kabülüne karar verilerek ve kısa kararda dava red edilip ve soyismi de yazılarak ... mirasçıları adına tesciline şeklinde karar verilerek kök muris mirasçıları adına mı yoksa davalı taraf adına mı tescil kararı verildiği hususlarında çelişki yaratılmıştır. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Kararların farklı ve çelişkili olması mahkemelere olan güven ilkesini zedeler. 10.4.1992 gün, 1991/7 Esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedenidir. Kaldı ki, kadastro hakimi doğru, infaz sırasında duraksamaya neden olmayacak biçimde ve infaz edilebilir sicil oluşturmakla yükümlüdür. Sicil oluştururken taşınmazın kim veya kimler adına, hangi paylar oranında tesçil edileceğinin kararın hüküm fıkrasında açıkça belirtilmesi, dağıtılan pay toplamının paydaya eşit olması gerekir. Gerekçeli kararda payda 52800 kabul edildiği halde, mirasçılar adına tesçil edilen ve dağıtılan payların toplamı 53790 olup, pay ve payda toplamı birbirine eşit olmadığından hükmün infaz kabiliyeti de bulunmamaktadır. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile sair yönler incelenmeksizin hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy