(4721 S. K. m. 713)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği düşünüldü:
Karar: Kadastro sırasında 137 ada 11 parsel sayılı 5.603.22 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle davalılar E. S. ve arkadaşlarıyla davacı Z. S. adına eşit paylarla tespit edilmiş, üzerindeki evin davacı Z.'ya ait olduğu tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacı Z. S., satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı Z. S. adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı E. S. ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; çekişmeli taşınmazın 1971 tarihli senetle davacı Z. S.'na satıldığı ve onun zilyetliğinde olduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece mahallinde yapılan keşifte dinlenilen tespit bilirkişisiyle taraf tanıklarının çoğunluğu, taşınmazın satın alındıktan sonra İ. mirasçıları olan davacı ve davalı tarafça birlikte kullandığını haber vermişler; sadece 1930 doğumlu davacı tanığı A. B., taşınmazın satın alındıktan sonra davacı Z. tarafından kullanıldığını, kardeşlerinin buna itiraz etmediklerini ifade etmiştir. 29.5.2009 tarihli komisyon tahkikatında dinlenen senet tanıkları F. K., 1938 doğumlu A. A., tespit bilirkişileri 1927 doğumlu M. K. ve 1934 doğumlu İ. B., babalarının sağlığında (1971 yılında) yapılan satın alma sırasında taşınmazın bedelinin kardeşler tarafından ortaklaşa verildiğini, kardeşleri burada olmadığı için senedi ailenin büyüğü olan Z.'nın imzaladığını, O tarihten bu yana taşınmazı İ. S.'nun mirasçılarının birlikte kullandıklarını ifade etmişlerdir. Mahkemece, beyanlar arasındaki çelişki giderilmemiş, yerel bilirkişi görüşüne başvurulmamıştır. Doğru sonuca varmak için üç kişilik yerel bilirkişi kumluyla taraf tanıkları, tespit bilirkişilerinin tamamıyla 1971 tarihli senet tanıkları ve araziyi satan İ. D. refakate alınarak mahallinde yeniden keşif yapılmalı, davacının taşınmazı İ. mirasçıları adına mı, yoksa kendi adına mı satın aldığı hususuyla taşınmazın kim ya da kimler tarafından ne zamandan beri, ne suretle kullanıldığı hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalıdır. Bozmadan önce yapılan keşifte alınan tanık ve bilirkişi beyanlarıyla komisyon tahkikatında dinlenen tespit bilirkişisi ve tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeye çalışılmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Mahkemece, yukarda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Davalılar vekilinin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 24.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy