(2709 S. K. m. 40) (5271 S .K. m. 34, 231, 232)
Dava ve Karar: Ödeme şartını ihlal eyleminden sanık Y. B.'ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi gereğince 1 ay tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 9. İcra Ceza Mahkemesinin 22/12/2009 tarihli ve 2009/423 esas, 2009/1280 sayılı kararını müteakip, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vuku bulan talep üzerine mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin aynı Mahkemenin 28/05/2010 tarihli ve 2009/423 esas, 2009/1280 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/06/2010 tarihli ve 2010/657 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 21.01.2011 gün ve 2010/5379 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C. Başsavcılığının 07/03/2011 gün ve K.Y.B.2011/63012 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilamı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, sanığın yokluğunda, müşteki vekilinin ise yüzüne karşı verilen İstanbul 9. İcra Ceza Mahkemesinin 22/12/2009 tarihli kararında, kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcının her bir taraf için ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken tefhim ve tebliğden itibaren başlayacağına karar verilmesi suretiyle tarafların yanıltıldığı, ayrıca başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği gösterilmediği gibi, taraflara karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği, cihetle, anılan kararının kesinleşmemesi sebebiyle infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 28/05/2010 tarihli ek kararma yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. Maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. Gereği görüşüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilamı ile; "Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmelidir. Aksi halde, anılan Yasanın 40. maddesi uyarınca, eski hale getirme nedeni oluşturur. Yerel mahkemelerce hüküm ve kararlardaki bu eksiklikler, meşruhatlı duyuru ile taraflara bildirilmek suretiyle, tarafların eski hale getirme talebi ve bu sürede yasa yolu başvurusunda bulunmalarına olanak sağlanmalıdır." şeklinde verilen karar dikkate alındığında, söz konusu kararda itiraz süresinin başlangıcının ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususunun çıkarılan meşruhatlı davetiyede de açıkça gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği, kararın kesinleşmemesi sebebiyle, infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 28/05/2010 tarihli ek kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/06/2010 tarihli ve 2010/657 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, 21.11.2011 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy