MAHKEMESİ:AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Ödeme şartını ihlâl suçundan sanık ...'ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca bir ay tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair ...İcra Mahkemesinin 06/05/2009 tarihli ve 2008/2262 esas, 2009/399 sayılı kararını müteakip, anılan kararın usulüne uygun tebliğ edilmeden infaza gönderildiğinden usulüne uygun tebliğ edilip karar kesinleştikten sonra yeniden gönderilmesi talebi üzerine, infazda kuşku yaratacak bir husus bulunmadığından kesinleşmiş mahkeme hükmünün gözetilmesine ilişkin aynı Mahkemenin 10/06/2010 tarihli ve 2008/2262 esas, 2009/399 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/06/2010 tarihli ve 2010/714 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 08.02.2011 gün ve 2010/8044 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 08/04/2011 gün ve K.Y.B. 2011/118315 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Tebliğnamede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2. 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında,...icra Ceza Mahkemesince verilen 06/05/2009 tarihli kararda, kanun yoluna başvuru şekli, başvuru süresinin başlangıcı hususunda tefhim veya tebliğden hangisinin esas alınacağı ile kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği ve bu sebeple kararın kesinleşmediği cihetle, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile; "Anayasanın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmelidir. Aksi halde, anılan Yasanın 40. maddesi uyarınca, eski hale getirme nedeni oluşturur. Yerel mahkemelerce hüküm ve kararlardaki bu eksiklikler, meşruhatlı duyuru ile taraflara bildirilmek suretiyle, tarafların eski hale getirme talebi ve bu sürede yasa yolu başvurusunda bulunmalarına olanak sağlanmalıdır." şeklinde verilen karar dikkate alındığında, söz konusu kararda itiraz süresinin başlangıcının, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususunun açıkca gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği, kararın kesinleşmemesi sebebiyle, infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediğine yönelik... Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 10/06/2010 tarihli ek kararına ilişkin itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle,... Ağır Ceza Mahkemesinin 21/06/2010 tarihli ve 2010/714 değişik iş sayılı sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 21.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy