MAHKEMESİ:KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: KADASTRO
KANUN YOLU: TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 260 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek yüzölçümleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... tarafından davalı... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası (ve Kadastro Mahkemesine davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan dava ile) birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parselin fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün davacı ..., (B) harfi ile gösterilen bölümünün davacı ... ve (E) harfi ile gösterilen bölümünün davalı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; çekişmeli taşınmazların öncesinin bir bütün halinde...'ya ait iken ölümü ile yapılan taksim sonucu fen bilirkişi raporunda yeşil renk ile çizili sınırın batısında kalan bölümün mirasçısı olan ...'a düştüğü, ...'ın burayı 15 yıl önce ... ve ...'ın babaları olan ...'a sattığı, Murat'ın daha sonra oğulları olan ... ve ...'e devrettiği, yeşil renk ile çizili sınırın doğusunda kalan bölümün ise 2002 tarihinde davalıya satıldığı, bu bölüm üzerinde davacı ... ve ...'in zilyetliğinin olmadığı taraflar arasındaki sınırın yeşil renk ile çizilmiş sınır olduğu kabul edilerek ve davacı ... ve ...'ın fen bilirkişisi raporuna ekli krokide sarı renkle çizilmiş sınırın batı tarafının ...'a, sarı renkle çizilmiş sınırın doğu tarafının ...'a ait olduğunu 03.06.2010 tarihli celsede kabul ettikleri, sulh doğrultusunda karar verildiği belirtilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Ancak Sulh anlaşmasında kabul edilen sınırlar ile hükümde belirtilen bölüm ve miktarlar birbiri ile karıştırılmıştır. Davacı ... ve ... kadastro fen bilirkişisi raporuna ekli krokide sarı renkle çizilmiş sınırın batı tarafının ...'a, sarı renkle çizilmiş sınırın doğu tarafı ile kırmızı renk ile çizilmiş sınır arasında kalan bölümün ...'a ait olduğunu, davalı ise davacılar ile arasındaki sınırın kırmızı renkli sınırın batısında kalan yeşil renkle çizilmiş sınır olduğunu kabul etmiştir. Buna göre Davacı ...'ya ait bölüm Fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 389,86 metrekarelik alan, davacı ...'e ait
olan bölüm ise (B) harfi ile gösterilen 166,37 metrekarelik alandır. Bu hususta davacı ... ile ... arasında anlaşmazlık yoktur, ancak davalı tarafın kabul ettiği yeşil renkli sınır dikkate alındığında davacı ...'e fen bilirkişisi raporunda (D) harfi ile gösterilen 124,30 metrekarelik bölüm kalmaktadır. Davacılar arasında sulh gerçekleştiği halde, davalı taraf ile davacı ... arasında bir anlaşma olmamış, yeşil renk ile kırmızı renk arasında kalan ve fen bilirkişisi raporunda K12, K13, K14, 260/124, 260/122, K16, K17, K23, K24, K11, K10, K27, K26, K25 koordinatları ile gösterilen alan davacı ... ve davalı arasında uyuşmazlık konusu olarak kalmıştır. Mahkemece fen bilirkişisi raporunda (B) harfi gösterilen 124,30 metrekarelik alanın davacı ... adına tesciline karar verildiği halde fen bilirkişisi raporunda 124,30 metrekarelik alanın (D) harfi ile gösterildiği anlaşılmaktadır. Sulhen ...'e bırakılan yerin hükme esas krokideki sarı çizgi ile yeşil çizgi arasındaki bölüm mü, yoksa sarı çizgi ile kırmızı çizgi arasındaki bölüm mü olduğu kesin olarak belirlenmeli, haritada sulhe göre belirlenen durum zeminde taraflara göstertilmeli, buna göre tarafların talepleri ve beyanları krokideki bölüm ve miktarlara göre kesin olarak belirlenmeli, sulh gerçekleşirse içeriği saptanarak buna göre karar verilmeli, aksi halde işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Kaldı ki (B) harfi ile gösterilen alan fen bilirkişisi raporunda 166,37 metrekare olduğu halde kararda bu alan 124,30 metrekare olarak gösterildiğinden bu hali ile hükmün infaz kabiliyeti de bulunmamaktadır. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.